Açık bilim, açık erişim, açık devlet, açık veri, açık teknoloji gibi kavramları uzmanlarıyla konuşacağımız Sertel Şıracı ile Açık Kürsü program serimizin 12. bölümünde açık kaynak yazılım alanında uzman bir isim olan Türkiye Açık Kaynak Platformu Program Yöneticisi Sertaç Yerlikaya konuğumuz oldu ve sorularımızı yanıtladı.
- Açık Kaynak Yazılım Nedir? Özgür Yazılım ile Aynı Şey midir?
- Açık Kaynak Yazılım Ekosistemine Neden İhtiyacımız Var, Avantajlarımız Neler?
- Türkiye Açık Kaynak Platformu Ne Zaman, Neden Kuruldu?
- TAKP, Açık Kaynak Yazılım Ekosisteminin Gelişmesi İçin Hangi Faaliyetleri Yürütüyor?
- Açık Yazılım Dünyasında Başarıya Ulaşıp Ulaşmadığınızı Nasıl Takip Ediyorsunuz?
- Açık Kaynaklı Yazılımlara Örnekler
Yeni bölümlerimizi kaçırmamak için Youtube abonemiz olabilir, podcast kanallarımızdan (Spotify, Apple Podcast, Google Podcast, Deezer, SoundCloud vb.) takip edebilirsiniz. Programımızın metin deşifresini videomuzun altında bulabilirsiniz.
Sertel Şıracı: Herkese merhaba. Açık Veri ve Teknoloji Derneği’nin dijital platformunda sizlerle birlikteyiz. Bildiğiniz gibi programımız ile elimizden geldikçe açık verinin dijital külliyatını oluşturmaya çalışıyoruz. Her bölümde konuyla ilgili belirlemiş olduğumuz ilgilileri davet ediyoruz. Konumuz açık kaynak meselesine geldi ve aslında biz bir süredir bu konuyu konuşuyoruz. Konu açık kaynak olunca, Türkiye’de bu konudaki yeni oluşumlardan bir tanesi de Türkiye Açık Kaynak Platformu’dur. Açık Kaynak Platformu Yöneticisi Sertaç Yerlikaya şu an bizlerle birlikte. Hoş geldiniz, Sertaç Hanım!
Sertaç Yerlikaya: Merhabalar, hoş buldum Sertel Bey!
S. Şıracı: Davetimizi kırmadığınız ve bugün bizlerle birlikte olduğunuz için teşekkür ederiz. Açık kaynak yazılım ve felsefesi üzerine konuşuyor olacağız ve ben vakit kaybetmeden ilk sorum ile sohbetimizi başlatayım. Açık kaynak yazılım nedir? Özgür yazılımı daha önce konuşmuştuk, bunun arasındaki farklar nedir ve ne anlamalıyız şeklinde temel bir soru ile başlayayım.
S. Yerlikaya: Çok teşekkürler öncelikle davetiniz için. Açık Veri ve Teknoloji Derneği’nin Açık Kürsü programının takipçisi olarak başarılar dilemek istiyorum. Açık kaynak yazılım nedir, özgür yazılım ile aynı şey midir? Açık kaynak yazılım aslında açık inovasyon kültürünün temellerini oluşturuyor. Dijitalleşmeyle birlikte Moore Kanunu gibi teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte yazılım donanımdan daha öne çıkmaya başlıyor. Yazılımcılar da birlikte geliştirmeye, birlikte çalışmaya çok daha uygun bir kültüre sahipler. O yüzden açık inovasyon yani rekabet öncesi işbirliği dediğimiz bugün birlikte geliştirme dediğimiz ya da bir çalışmanın bir başka çalışma tarafından devam etmesi dediğimiz kültür aslında yazılım ekosistemi tarafından geliştiriliyordu. Bu bağlamda da birçok açık kaynak yazılım dernekleri, platformları oluşmaya başlıyor. Bunlar apaçi eline kuzu gibi. Günümüzde de çok önemli yazılımlar çok önemli sistemleri oluşturuyorlar. Açık kaynak yazılım daha çok bundan sonraki dönem yani bu oluşumlarla birlikte Git falan sonlarında gelişmeye başlıyor. Burada bir problem üzerinde çalışan, gerek kütüphane geliştiren, gerek yazılım gelişen, gerek veri setleri oluşan yazılım geliştirici çalışmalarını açtığın da diğer yazılımcılardan da katkı alabiliyor. Dolayısıyla tek başına yapamayacağı bir geliştirmeyi dünyanın birçok ülkesinden birçok yerinden katkı alarak yazılım açısından katkı alarak geliştirmeye devam ediyor.
Bunun önemi ne? Bir geliştirdiğiniz yazılımı çok farklı değişkenlerle test etme imkanı bulabiliyorsunuz. Artı yazılım sadece teknoloji çözümü değil aslında insanlığın problemi olan şeyleri çözmek demek. Yani son teknolojiye ulaşmak insanın problemlerini çözdüğü zaman ancak hayata geçebiliyor. Böylelikle dünyanın çok farklı yerlerindeki senaryolarla da zenginleştiği zaman bu yazılımların başarı oranı daha fazla artıyor. Büyük şirketler de bu sistemleri kullanmaya başladılar ve açık yazılımları geliştirmede, kendi sistemleri geliştirmede kullanıyorlar. Git sistemlerine baktığımız zaman en büyüğü burada kitap. Kitabı hatta Microsoft da satın aldı. Kitap üzerinde 56 milyonun üzerinde yazılımcı var. Elli şirketin yüzde yetmişi kurumsal olarak burada proje açıyor ve kurumsal olarak projelerini dünyadaki 56 milyon yazılımcıya açarak geliştiriyor. Her gün 60 milyon üzerine depo açılıyor, 1.9 milyar katkı veriyor. Yani 1.9 milyar kez bir yazılımcı buradaki projelere katkı veriyor. Tabi en çok Amerika, Asya ve Avrupa’da yapılmakta. Türkiye baktığımızda Türkiye en hızlı katkısı artan ülkeler arasında 8 sırada bulunmakta.
Özgür yazılımla farkı ne diye de sormuştunuz isterseniz ona da cevap verdikten sonra size sözü bırakayım. Özgür yazılımda geliştirdiğiniz kodu, geliştirdiğiniz yazılımı isteyen herkes istediği şekilde alıp kullanabiliyor ama açık kaynak yazılım da aslında özgür yazılımı kapsıyor. Özgür yazılımlardan ticari bir gelir elde edilmemesi prensibi de var. Açık kaynak yazılımda belirli lisanslar var, mıt bunlardan en çok kullanılanı. Şunları söyleyebiliyorsunuz; benim yazılımım eğer ticari amaçla kullanmayacaksa herkes kullanabilir ama ticari amaçla kullanılacaksa şu şartlarda izin veriyorum gibi çeşitli tanımlar yapabiliyorsunuz. Aradaki fark bu. İkisi de herkesin kullanımına açık ama belirli prensipler açık kaynak yazılımda daha net tanımlanıyor.
S. Şıracı: Evet, teşekkürler. Burada aslında bahsettiniz hem avantajından hem konusundan ama biraz daha altını çizelim. Açık kaynak yazılım ekosistemine neden ihtiyaç duyuyoruz ve getirdiği avantajlar nelerdir?
S. Yerlikaya: Aslında yine açık inovasyona dönerek konuşursak Covid 19 ne kadar büyük kayıplara neden olduysa dijitalleşme sürecini artırdı ve bu süreçte artık açık inovasyon rekabet öncesi işbirliğini artır Ventilatörün geliştirilmesi Türkiye’de de buna çok güzel bir örnek oldu. Normalde büyük şirketlerle girişimlerin bir araya gelmesi çok zorken bir ay gibi kısa bir sürede ürün üretimden çıkabildi. Bu açık kaynak ekosistemlerin faydası da bu tek başına yapamayacağınız bir geliştirmeyi birlikte yapabileceğiniz hale geldi. GitHub’a bakarsak 56 milyon üzerine yazılımcı var, şirketler var ve bu yazılımcılar her seviyeden, her ülkeden çok farklı sistemleri de kullanılan yazılımlar. Dolayısıyla geliştirilen teknolojilerin artık kapalı kutular halinde olması yerine birbirinin üzerine eklenerek, tekrarlanmadan bir gelişmeden nasıl faydalanacağınızı tanımlayıp başka alanlara toplayarak geliştireceğiniz çözümler bulmak mümkün. O yüzden açık kaynak yazılım ekosistemini önemsiyoruz.
Diğer taraftan da yazılımcı açısından ne fayda sağlıyor, niye oraya katkı veriyor diye bakarsanız aslında eğitim sisteminin artık çok eskidi işte ihtiyaçları karşılamıyor diyoruz. Açık kaynak yazılım ekosistemi de bu ihtiyaçları da bir nevi sağlıyor. GitHub’da başkalarının yaptığı yazılımları görebiliyorsunuz. O yazılımların çok iyi dokümante edilmesi lazım. Çok iyi ifade, direk yazılması lazım ki başka birisi alıp kullanabilsin. Dolayısıyla hem program geliştirme hem iyi bir dokümantasyon yeteneğine sahip olması gerekiyor yazılımcının. Kendini geliştirmek için başkasının yaptığı projeleri kullanabileceği gibi yine o projeleri katkı sağlayabiliyor ve sağladığı katkı oranında da daha öne çıkabiliyor. Böylelikle ulaşmak istediği şirketlere de ulaşma, oralarda da iş sahibi olma imkanına sahip olabiliyorlar.
S. Şıracı: Tabi burada sizin artık içerisinde bulunduğunuz, yöneticiliğini yaptığınız kuruma gelelim. Türkiye Açık Kaynak Platformu ne zaman, neden kuruldu? Bu ihtiyaç nasıl oldu, nasıl gidiyor diye size sorayım.
S. Yerlikaya: Açık inovasyon paylaşım, rekabet öncesi işbirliği gerçekten ciddi bir kültür dönüşümü diyerek başlayayım. Türkiye Açık Kaynak Platformu, 2019 yılında Ocak ayında Sanayi Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından kuruldu. Milli teknoloji hamlesinin önemli adımlarından birisi olarak yüksek teknolojili ürün geliştirmek, yüksek teknoloji ürün üretebilmek için yazılımcılara ihtiyacımız var. Ileri seviyede nitelikli yazılımcı geliştirebilmek için açık kaynak sistemlere ihtiyacımız var yaklaşımıyla kuruldu. Buradaki amaç hem ihraç edebilir yazılımlar geliştirmek, yüksek teknoloji ürünleri geliştirmek hem de teknolojiye adapte olurken teknoloji üreten bir ülke olmak 11. Kalkınma Planı’nda da var. 2023 yılına kadar da 500 bin yazılımcıya ulaşma hedefi var.
Dünyadaki örneklere baktığımız zaman dünyada açık kaynak platformları, Linux, Apache gibi yazılımcılar tarafından kurulmuş ve geliştirmiş. Oradaki dinamiğe baktığınız zaman hep ilham veren yazılımcılar var. Türkiye’de tam olarak bu yapı gelişmemişti birkaç deneme olmuş ama gelişmemişti. Biraz daha Türkiye’nin ihtiyaçlarını da işin içine alarak şirketleri de işin içine alarak neler yapabilirizi uygulamak üzere oluşturulmuş bir platform. Platformda yirminin üzerinde kurucu şirketimiz var. Bunlar özellikle Microsoft, Aselsan, Havelsan, Kuveyt Türk, Türk Hava Yolları, Türksat, Türk Telekom, Vakıf Bank, Ziraat Katılım gibi yazılım alanında önemli şirketler. Diğer taraftan üniversitelerimiz var; Koç Üniversitesi, TÜBİTAK Enstitüleri var. Bilgem, ULAKBİM gibi. Aynı zamanda da TÜSİAD, Türk Bilişim Vakfı gibi önemli STK’larımız da var. Çünkü burada şöyle bir kurguya gitme ihtiyacı hissettik. Biz yazılımcılar tarafından böyle bir yapılanmanın oluşmasına henüz Türkiye’nin hazır olmadığını gördük. O yüzden öncelikle şirketlerin ve kamunun çünkü kamuda önemli bir alıcı yazılım tarafında ihtiyaçlarını belirlemesi burada yine tek başına şirketlerin ikili ilişkilerle yapamayacağı yazılım alanlarının belirlenmesi ve burada projelendirilmesini hedefledik. Yazılımcıların da hem üniversiteler hem topluluklar hem de bireysel olarak bu projelere katkı sunacağı yapıları ile GitHub üzerinde oluşturmaya başladık. Buradaki amacımız dediğim gibi yazılımcı sayısını ve niteliğini geliştirmek ama bunun içinde geliştirdiğimiz yazılımcılara çalışacakları hem ortamı sağlamak hem de şirketler ile onların arasındaki yapılanmayı oluşturmak oldu.
S. Şıracı: Tam da bu noktada faaliyetlerinizde derinleşelim ve şu an gerçekleştirilen faaliyetler, ilişkiler, kullanılan irtibatlar yurtdışı yurtiçi neler var?
S. Yerlikaya: Öncelikle iki tane yazılım okulu açtık. Eylül’de de faaliyete başlamış olacak başvuruları alıyoruz. Bunlar Fransız 42 okullarının networkine dahil olarak hem İstanbul hem de Kocaeli’nde oluşturduğumuz okullar. Biraz daha yenilikçi, kendi kendine öğrenen bir yapıda, bir eğitmenin anlatması değil de sizin ve kendi inisiyatifinizi alabilmeniz, kendi müfredatınızı seçebilmeniz, yarışmalarla, öğrencilerin birbirine yapacağı desteklerle ilerleyebildiği ve şirketlerin de staj programları ile projeleri ile entegre olduğu bir yapı. Öncelikle bunu söyleyebilirim. Tam kapasite oluştuğunda bin kişinin üzerinde öğrenci yetiştiriyor olacak ve her sene de yazılım olarak belirli bir seviyeye çıkmış olacak. Toplam program üç senede bitiyor. Her sene de belirli bir seviyeye ulaşmış olacaklar.
Bunun dışında şirketlerle projelere başladık. Şirketlerin ve kurumların önerileri doğrultusunda projeler oluşturduk. Bunlardan birisi Türkçe doğal dil işleme oldu. Üniversitelerimizde özellikle doktorasına devam eden ama özel sektörde çalışan arkadaşların çok büyük katkıları oldu bu projenin yapılanmasında. Çünkü özel sektörün ihtiyacını ortaya koyuyorlar ama bir taraftan da akademik çalışmaları yapay zeka alanındaki akademik çalışmalarında ortaya koyuyorlar. Türkçe doğal dil işleme de açık veri setleri oluşturmaya başladık. Etiketleme çalışmalarındayız şu an. Aynı zamanda da GitHub üzerindeki doğal dil işleme ile ilgili daha önce geliştirilmiş olan yazılımların kütüphanesini oluşturuyoruz. Bu kütüphaneyi oluşurken ne yapıyor? Belirli sınıflandırmalar yapıyoruz. Dokümantasyon eksik olanlar varsa onların dokümantasyonlarını tamamlıyoruz ki bu alanda çalışmak isteyenler her şeye yeni baştan başlamasın. Geliştirilmiş olan yazılımların üzerine kurgu yapabilsin. Böylelikle girişimcilerimiz de kendi alanlarına daha hızlı ilerleyebilsinler. Yeni girişimler de daha hızlı çıksın.
Bir başka alan yine çalıştığımız Pardus konusu. Pardus işletim sistemi, Linux üzerine geliştirilen işletim sistemi. Aslında birçok kamu kurumları kullanılmaya başlandı. TÜBITAK’ın geliştirdiği bir sistem. Pardus’un uygulama alanları ve kullanıcı deneyimini iyileştirmek üzere çalışmalar yapıyoruz. Buradaki iyi uygulama örneklerini de hem kamu kurumlarına hem özel sektöre anlatmaya devam ediyoruz. Bir diğer proje yazılımcı dedik, 500 bin yazılımcı dedik. Yazılımcıları saymaya çalıştık, açık kaynak platformu üyeleriyle ve oldukça zorlandık. Farklı SGK kodları var işe alımlarda yazılımcılar için kullanan, teknoloji şirketleri farklı kodlar kullanıyor. Yazılımcı kullanan diğer şirketler farklı kodlar kullanıyor. Artı nitelik değiştikçe işte terfi ettikçe de alanlar değişiyor. O nedenle Nace kodlarından ilerleyemedik şu aşamada biraz daha inceleyerek o konuda yazılımcı sayımızı tam olarak ortaya çıkarmak projelerden birisi. Bir taraftan saydığımızda 140 bin çıkıyor, bir taraftan saydığımızda 400 bin çıkıyor. Yani oradaki dengeyi tutturmak herkesin aynı resme bakması önemli ki hem ihtiyacı tespit edebilelim hem de ihtiyacı adresleyebilelim.
Diğer taraftan yazılımcı niteliğinin belirlenmesi için bir projeye başladık, Dijital Rozet adıyla. Sanayi Teknoloji Bakanı Stratejisinde insan kaynakları beşeri sermaye alanında önemli bir başlık. Çünkü artık hiç bir alandaki yetkinlik, yetenek, ne diplomalara ne sertifikalara ne de cvlere sığıyor. Farklı beceri setlerine ihtiyaç var ki hani bugün burada siz bir avukatsınız, ben bir endüstri mühendisiyim arkada başka arkadaşlar da var. Farklı alanlarda becerilerimizi, yeteneklerimizi kullanıyoruz. Ama özellikle işe alımlarda bunların değerlendirebileceği yapıların oluşması önemli. O yüzden Dijital Rozet yapısını oluşturuyoruz, Blockchain altyapısıyla. Burada hem yazılımcıların kaç tane post bilen var, kaç tane java bilen var onları tespit edebileceğiniz artı üzerine birtakım yetkinlik becerileri koyabileceğiniz, bunun yanında dijital dönüşümle ilgili başka alanlarda danışmanlık ya da teknik danışmanlık alanlarda onları da takip edebileceğiniz bir yapı. Bunu da yine Açık Kaynak Platformu’nda açık kaynak alt yapılarla geliştirmeye başlıyoruz.
Bir başka projemiz de yazılım ihracatını artırmak ile ilgili bir çalışma. Çünkü yazılımda iyiyiz. Yazılım ihracatı yapıyoruz ama hizmet olarak ihracatını yapıyoruz. Burada ürünleştirmediğimiz zaman tekrarlar olmuyor, gelir, devamlılığı olmuyor. Yazılımı ürünleştirmek ve ihracatını artırmak amacıyla yine üyelerimizle birlikte çalışmalar yapıyoruz. İki diğer alanımızda mobilite. Mobilite ve akıllı şehirler. Mobilite de yine açık veri setlerinin oluşturulması ve yazılım geliştirilmesi, otonom araçlar bağlantı araçları yazılımları geliştirilmesi. Akıllı şehirlerde de yine özellikle belediyelerimizin ve konularımızın elindeki verinin açık veri haline dönüştürülerek yapılandırılması ve buralarda yeni hizmetlerin sadece belediyeler tarafından değil de ekosistemin diğer oyuncuları tarafından da yeni hizmetlerin oluşturulması.
Nasıl çalışıyoruz derseniz de projeleri aldıktan sonra veri setlerini oluşturup bir yarışma yapıyoruz. Aslında sprint’lerden oluşan yarışmalar düzenliyoruz. Burada eposta üyelerimizden mentorlar sorular ve şiirlerle yatırım alan yarışmacılarımız da oldu bugüne kadar. Onun dışında açık eğitimler, açık seminerlerle de eğitimler düzenleyerek alanın uzmanlarını yazılımcılarla, öğrencilerle toplulukları bir araya getirmeye devam ediyoruz.
S. Şıracı: A’dan Z’ye gerçekten çok önemli. Her bir tanesi ayrı program yapılması gereken faaliyetler, projeler söz konusu. Burada programın sonuna doğru yaklaşırken örnek verebileceğiniz açık kaynak yazılım konusunda böyle dinleyenleri somutlaştıracağınız örnekleriniz var mı?
S. Yerlikaya: Bugün aslında Amazon’un , Microsoft Azur’un kullandığı birçok sistem açık kaynak yazılımlardan oluşuyor. Örneğin Kubernetes çalıştığımız alanlardan birisi, bulut sistemlerinin optimizasyonu ve daha verimli kullanılması için geliştirilmiş olan bir yazılım. Ama şirketler bunu açık kaynaktan ortamlara açtıklarında daha fazla geliştirme sağlayabiliyorlar ve şimdi bu aynı sistem hem Microsoft tarafından hem bulguların Amazon tarafından da kullanılıyor. Burada yani tek bir şirket eskiden olduğu gibi en iyi çözümü yapıp onun lisanslamasından kazanmak yerine oradan vereceği servis kalitesini artırarak rekabet etme yolunu seçiyorlar. Pardus dediğim gibi bir açık kaynak yazılım. Onun dışında da işte Facebook’un altyapısı açık kaynak. Bugün kullandığımız yapı aslında açık kaynak yazılımlardan oluşuyor ve böylelikle de daha fazla ölçeklenebiliyorlar, daha küreselleşebiliyor, daha hızlı yaygınlaşabiliyorlar. Bankacılık sisteminde çok önemli yazılım şirketlerimiz de var. Onların yaptıklarında birçok açık kaynak yazılımlar kullanılıyor. Sağlıkta da yine bir çok açık kaynaklı yazılımlar kullanılıyor.
S. Şıracı: Teşekkürler aktardıklarınız için. Son olarak size nasıl ulaşılsın diye de bir soru sorayım. Sonuçta belki de meraklı olan kişiler vardır, bu kişilere çağrınız var mıdır?
S. Yerlikaya: Çok sevinirim. Hem Türkiye Açık Kaynak Platformu web sitemizden, Twitter hesaplarımızdan rahatlıkla ulaşabilirler şirketlerimizde bu konuda çalışmak isteyen kişiler de, yazılımcılar da, okullarda. Birçok projemiz var, birçok desteğe, her fikre ihtiyacımız var. Özellikle bundan sonraki dönemde bir mini teknoloji takım kurma aşamasına geldik. Burada da Türkiye’de alanında ilham verecek yazılımcılara, teknoloji liderlerine ihtiyacımız olacak ki örnekler başarıların paylaşımı daha fazla katkıyı da heyecanı da yaratıyor. Hem web sitemiz, hem Twitter’dan hem de Linkedin’den, benim hesabımdan bana ulaşabilirsiniz. Çok teşekkür ediyorum.
S. Şıracı: Biz teşekkür ederiz. Evet değerli dinleyenler, bugün Türkiye Açık Kaynak Platformu Program Yöneticisi Sayın Sertaç Yerlikaya’yı konuk ettik ve açık yazılım konusundaki işin felsefesini ve somut olarak yapılanları ele almaya çalıştık. Devam eden programlarımızda açık veri ve teknoloji konularını işlemeye devam edeceğiz. Tekrar görüşmek üzere.