“Mümkün olduğu kadar açık, gerektiği kadar kapalı” mottosuyla yola çıkan; açık bilim, açık erişim, açık devlet, açık veri, açık teknoloji gibi kavramları uzmanlarıyla konuştuğumuz [Açık Kürsü] program serimizin 28. bölümünde Av. Arb. Okşan Gülşen Uz’un konuğu SCH-Legal Yönetici Ortağı ve aynı zamanda AVTED Yönetim Kurulu Üyesi ve Başkan Yardımcısı Sertel Şıracı.
Bu bölümde;
– Açık Veri Tanımındaki Hukuksal Konular
– Kişisel Veriler ve Açık Veri
– Şirkerlerde Ticari Sır ve Açık Veri
– Açık Veri Karşısında Patent ve Telif Hakları
– Yazılım Paylaşımı İçin Açık Kaynak
– Açık Kaynak Kullanımı Soruna Dönüşebilir mi?
– İnternetteki Paylaşımlar Açık Kaynak Olarak Kullanılabilir mi?
– Tüketiciler Şirketlerden Verilerin Paylaşımını İsteyebilir mi?
– Şirketler İçin Gelecekte Zorunlu Paylaşım Olabilir mi?
– Paylaşılan Verilerin Sorumluluğu Var mı?
Başlıklarını gündeme taşıyoruz.
Yeni bölümlerimizi kaçırmamak için Youtube abonemiz olabilir, podcast kanallarımızdan (Spotify, Apple Podcast, Google Podcast, Deezer, SoundCloud vb.) takip edebilirsiniz. Programımız yayınlandıktan sonra konuşmaların deşifresini aşağıda bulabilirsiniz.
Okşan Gülşen Uz: Herkese merhaba, Açık Veri ve Teknoloji Derneği’nin Açık Kürsü programına hoş geldiniz. Ben Avukat, Arabulucu Okşan Gülşen Uz. Derneğin Genel Sekreterliği ve Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Açık veri konusunda derneğimizin bir misyon olarak yerine getirdiği açık veriyi her yönüyle konuştuğumuz ve bu anlamda dijital bir külliyat oluşturmaya çalıştığımız Açık Kürsü programımızda bugün çok kıymetli bir konuğum var. Aynı zamanda meslektaşım Sayın Avukat Sertel Şıracı hoş geldin Sertel.
Sertel Şıracı: Teşekkür ederim Gülşen, sağ ol.
O.G. Uz: Bugün yine iki hukukçu olarak aslında açık veri ile ilgili hukuki bir takım konulardan konuşmaya karar verdik. Sertel’le aynı zamanda bu dernek çatısı altında da çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Hatta bir dönem Açık Kürsü programının moderasyon görevini zaten Sertel yerine getiriyordu. Aramızda böyle bir bayrak değişimi de yapmış olduk. Sertel bugün birazcık aslında açık veri tanımındaki hukuki konulara girelim istiyorum beraber, ne dersin?
O.G. Uz: Çok doğru söylüyorsun. O yüzden aslında burada tanımlar ve ayrımlar da gerçekten doğru anlaşılması gereken kavramlar olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü alanlar arasında çok net bir ayrım yok. O yüzden doğru uygulamaları açısından tanımlarında doğru yapılabilmesi çok kıymetli. O zaman bir tanımla girelim istersen, kişisel veri açık veri noktasında ne söylememiz lazım?
S. Şıracı: Yani işte evet, biz yapılan birçok raporlamalarda, yerli yabancı birçok çalışmada konu dönüp dolaşıp kişisel veriye geliyor ve açıkçası tabi ülkemiz özelinde de son beş yıldan beri böyle alev alev yanan kişisel veri gündem olduğu için de ne yazık ki mesafeli yaklaşılıyor. Gerek kamu gerek özel sektör bu konuya çekinceyle yaklaşıyor. Doğruyu söylemek gerekirse burada bir eğitim planından geçirilmesi, neyin kişisel veri neyin olmadığını ortaya koyması gerekiyor ki girilen birçok belediye projesinde de esasen işte burada neyin kişisel veri olmadığının aslında temiz veri olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Örneğin otobüslerin il içerisinde hareket, güzergah bilgiler içerisinde hiçbir kişisel veri esasen yok ama bir işte ikametle ilgili bilgi noktasına geldiğimizde, çağrı merkezine gelen çağrıların içeriği neler olması gerektiği elbette herkesin merak edeceği bir konu. Çünkü belediyenin çağrı merkezine işte böyle telefonlar geliyor. Fakat bu telefonu kim etmiş, nereden etmiş, hangi numaradan etmiş gibi konularda kişisel veri tanımının içerisine giriyor. Bu noktada işte bu çalışmalar yapmaya çalıştığımızda diyoruz bir dakika burada kişisel verilerin ortadan kaldırılması lazım. Nitekim kişisel veri dediğimiz şey aslında bir kişi ile ilişki kurabileceğimiz, o kişiyi tanımlanabilir bir hale getirecek olan onu işaret eden her türlü kişisel veri.
Burada da biraz işte kişisel veri hukukunda anonimleştirmenin kıymeti ortaya çıkıyor. Teknik arkadaşlar burada devreye giriyor çünkü bir şekilsel veriden bir veri setini kişisel verisiz hale getirmenin yolu anonimleştirmek. Aslında bir istatistiksel veri haline getirmek. Ki anonim veri olduğu yerde de bir kişisel veri hukukun dışına çıkmış oluyorsunuz. Bu noktada yapılan benzer bütün çalışmalarda evet bir veri setin içerisinde kişisel veri olmaması çok mümkün değil. Eğer bir fabrikanın makinalarının üretmiş olduğu verileri konuşuyorsak böyle bir gündemimiz yok ama içinde kişisel veri barındırma ihtimali olan her şeyin arındırma yapılması gerekiyor.
O. G. Uz: Zaten bu kişisel verilerle ilgili konu sen de değindin, şey de yaratıyor, belirsizlik ve korku da yaratıyor. Önce bizde kişisel veri var mı yok mu tartışması ile başlayıp sonra eyvah her şey kişisel veri mi acaba, neyi ne kadar koruyacağınıza kadar giden ve endişe yaratan bir tartışmaya dönüşüyor. O yüzden bunları ayırt edebilmek, bu tanımları doğru koyabilmek her türlü aslında veri sorumlusu bakımından çok önemli. Açık veri için de uygun bir alan yaratabilmek, nelerin açık veri olabileceğini belirleyebilmek için de son derece değerli. Kavramsal olarak birbirine karışan değil mi bir de mesela şirketlerde ticari sır ve açık veri meselesi de var. Bu da yine kavramsal olarak doğru tanımlanması gereken bir ayrım olarak karşımıza çıkıyor. Ne dersin?
S. Şıracı: Kesinlikle yani ticaret hukukunun temel kavramlarından biri diyebiliriz. Aslında günlük hayatta herkes biliyorsunuz bir işe başlarken ne yapıyorlar hemen bir gizlilik sözleşme imzalanıyor. Gizlilik sözleşmesi içeriğine baktığımızda işte KnowHow’lar her şey sayılıyor. İşletme ile ilgili her türlü bilginin o verinin bilgiye dönüşmüş halini biz belge noktasına getirdikten sonra bunu korumaya çalışıyoruz. Ticari sırda elbette bir ticari kanunda bir genel haksız rekabet hükümleri söz konusu aslında. Bir işletmenin eğer herhangi bir diğer böyle başka bir hakla koruyamıyorsak dönüp dolaşıp baktığımız genel hükümler buralar oluyor. İşte bu noktada da elbette bir ticari sır rakibin önüne geçmeye çalıştığınız sizin yıllara sari üretmiş olduğunuz iç bilgileriniz bunlar müşteri listeleriniz olabilir, hamurun nasıl yorulacağı olabilir, bir bisküvinin bir işte baharatın onun bunun bir içeriği de olabilir. Bunlar ticaret sır olabilir ve siz bunu paylaşmak istemiyor olabilirsiniz. Açık verinin çok bunlar ile ilgisi yok. Yine aynı şekilde kişisel veri işaret edildiği noktada evet nasıl kişisel veriler bir insanla ilgili en kıymetli verisi ticari sır bakarsanız aslında bir işletmenin de korumakla üzerine sermayesini koymuş olduğu en kıymetli bilgisi. Yine aynı noktaya geliyoruz ticari sırları peki biz kullanamaz mıyız özel sektörde ki doğru söylemek gerekirse açık veri kamusal bir kavram olarak hep önümüze çıkmakta, daha çok kamunun sanki sağlaması gereken veriymiş gibi ortaya çıkmakta. Ama asıl gelecekti belki işletmelerin önüne bu konu gelecek ve işte makinaları üretmiş olduğu veriler, işletmesinde kullanmış olduğu boya, boya malzemelerin çevreye verdiği zararlar verilmesi gerekecek. Sürekli sürdürebilirlik konuşuyoruz. Bu verileri de paylaşması gerekecek. Tamam kimse kimseye onu nereden alıyorsun, kimden alıyorsun, kime satıyorsun, kaça satıyorsun gibi soruyu sormuyor spesifik olarak. Ama günün sonunda yine herkesle paylaşılabilir veri haline getirilebilir. Yine yolumuz anonimleştirmeden geçiyor. Bu noktada tabii şu an işletmeler olur mu biz bir şirketiz her böyle verinin parasal karşılığı var 1 TL kazanmayan tacir mi olur, doğru ama neticede bu biraz al ver dünyasından ver al dünyasına dönüyor. Dolayısıyla işletmelerde bir süre sonra bu kıvama gelecektir diye düşünüyorum.
O.G. Uz: Çok doğru. O zaman şunu söyleyebilir miyiz? Hem kamu için hem özel sektör için hem elinde işte kişisel veri niteliği taşımayan, hem de ticari sır niteliği taşımayan veriler aslında açık veri haline gelebilir ve önümüzdeki zamanlarda da zaten yine hem kamunun hem de özel sektörün aslında çok çeşitli amaçlarla kamu yararı amacıyla bir fikri bir araştırmayı desteklemek amacıyla belki girişimciliği desteklemek amacıyla belki sürdürülebilirlik amacıyla bu verileri ya da ellerindeki veri setlerini açık veri haline getirmekle ilgili çalışmalar yapması kaçınılmaz olarak gerekiyor gibi görünüyor.
S. Şıracı: Evet, yani zaman bunu gösteriyor ve kıymeti de buradan çıkıyor, buna yönelmiş durumda.
O.G. Uz: Peki o zaman hazır az önce de söyledin aslında şirketlerin elindeki ticari sırların dışında bir de fikri haklarla ilgili konular da var. Senin de zaten bu alan uzmanlık alanlarından bir tanesi hakikaten de açık veri karşısında patent ve telif hakları dediğimiz konu nasıl değerlendirilebilir? Burada dikkat edilmesi gereken konular nelerdir? Nasıl anlatabiliriz?
S. Şıracı: Yani tabii burada artık konuyu patente getirdiğimiz zaman sizin bir buluşunuzu kamuyla paylaşmak istiyorsunuz öyle bir gün geliyor ki taşıyor bu bilgi ama aynı zamanda sizden başkası üretmesin de istiyorsunuz. İşte burada açık veri ile tabii ki karşılaşıyorsunuz. O felsefe ile uyuşmadığını görüyoruz. Telif hakları da aslında benzer bir şekilde bir eser ortaya çıkartıyorsunuz öyle bir korumacı kanun ölüyorsunuz mirasçılarınıza da kalıyor, 70 yıl boyunca korunuyor vs. İşin baktığımızda açık veri meselesine tersten yaklaşan bir konu haline geliyor ki esasen bu süreler dolduğunda yani kanun koyucu keyfinden size polisini, emniyetini, kurumlarını atamıyor. Diyor ki tamam sen patentini aç kamuya 20 yıl boyunca söz ben bunu koruyacağım her türlü ama 20 yıl sonra bu benim diyor. Aslında benim değil dünyanın noktasına geliyor. Telif de öyle işte. Tamam çok güzel romanlar var mesela Küçük Prens en güzel örneği. Süresi yeni doldu, yakın zamanda doldu birden bire herkes Küçük Prens oluverdi. Çünkü artık basımı kolaylaştı. Baktığınızda işin özünde buradaki dert bir toplumsal anlaşma var aslında devletlerle işte bunu bulan vatandaşlarla belli bir süre dolduğunda hadi bakalım bunu sen kamuyla paylaşmanı istiyorum. Şu an sistem bu şekilde. Ama şunu diyebilirsiniz tabii ki ben korumayacağım, ben insanlık için bunu yaptım her türlü bilgimi her türlü paylaşıyorum. Bu felsefi karşılaştırması buradan geliyor. Yani neticede hep öyle derler telifin çıkışı aslında kamu oyununda kontrol etmek için çıkmıştır. Kitap basımını kontrol etmek için bugün ticari ciddi bir karşılığı var bizim tarafımızda. Nitekim işte mesela belki güzel örnek Tesla verebiliriz. Elektrikli araçların belli noktaya gelmesini işte Tesla belli bir süre sonra rakip çıkmıyor, ürün çıkmıyor ne yapmalı bir sürü patent başvurusu var. Denildi ki biz bunu herkesin kullanımına açıyoruz, kullanan hiç kimseyi dava açmayı düşünmüyoruz denildi. Herkes patentlerini kullanıyor mu şu an öyle bir bilgi birikimim yok ama neticede bütün dünyada bütün markaların elektrikli aracı olmaya başladı. Bu da açık paylaşımı ne kadar güzel sonuçlar doğuracağını gösteriyor. Buradan Tesla’da karlı çıkmış olabilir ayrı bir konu. O da batarya satıyor, e-ticaretteki arz.
O.G. Uz: Bir yerde demek ki aslında eldeki veriyi açmaya karar vermek aynı zamanda oradaki rekabeti ve sektörü de geliştirdiği için ayrıca kar elde etmek mümkün olabilir. Sonuç olarak demek ki aslında çok korumacı yaklaşmak mı yoksa tam olarak az önce senin söylediğin gibi açık felsefi hareket etmek orada ne murat ettiğinizle alakalı sanki. Hazır bu konuya tam girmişken biraz da aslında yine benzer bir alanda yazılımlar, açık kaynak kullanımı ile ilgili de sohbet ederiz diye düşünüyorum. Açık kaynak kullanımı ve yazılımlar meselesi ile ilgili neler söyleyebiliriz?
S. Şıracı: Aslında az önce senin de cümlenden yani hareketle mesela bunu Microsoft fark etti. Yıllarca Microsoft gerçekten mücadele verdi açık kaynak paylaşımı konularıyla sonra baktı ki bunun ciddi bir geri dönüşü var, faydası var kendisi açık kaynak platformları oluşmaya başladı ve uzun süre son yıl içerisinde çıkan bir kitabı vardı. Burada özellikle kendilerini daha önce bunu bir kan emici bir sistem olduğundan bahsediyorlar ama bugün için artık Microsoft onu terk etmiş durumda. Bu şekilde açık kaynak paylaşımlarının aslında geri dönüşümünün çok daha faydalı olduğu noktasına geldiler. Tabii açık kaynak konusunun en güzel tarafı ne yazık ki mevzuatta karşılığı yok, onu söylemek lazım ama işte bunu çeşitli vakıflar yönetiyorlar, Creative Commons. Türkiye’de de bir ofiste ilgilileri var diyelim. Yani buradaki amaç da siz bir şey ürettiniz çünkü yeni nesil işler bunlar kitap, romandan, şiirden bahsetmiyoruz artık. Günün sonunda telif hakları yazılımdan bahsediyor, bütün dünyada koruma sistemi aynı. Peki ben bunu paylaşmak istersem paylaşamaz mıyım? Yani sınırsız paylaşım oluşturamaz mıyım ya da kimse ticari kullanamasın ama kendi bireysel gelişim için kullansın. Kişisel kullanım için lisanslayamaz mıyım düşünceleri ile ortaya çıkmış ama mevzuat tarafından desteklenmeyen bazı uygulamalar da var. Muhtemelen önümüzdeki zaman dilimi içerisinde bunları uygulamaya doğru geçecektir diye düşünüyorum. Çünkü dediğim gibi birçok büyük büyük firmalar artık böyle açık kaynak platformları oluşturmaya başladılar. Türkiye’de de biliyorsunuz açık kaynakla ilgili özellikle açık veri ile ilgili ilerleme raporları yer almaya başladıktan sonra bir açık kaynak platformu oluşturuldu. Resmi olarak somutlaşmış özel yerlerden bir tanesi de bu. Ama işte bu arada birçok vakıf dernek şirket destek oluyor ki açık kaynak ortamı yaratılsın, paylaştıkça bilgi çoğalsın.
O. G. Uz: O zaman diyebiliriz ki bir regülasyon eksikliği var doğru ama bir taraftan da bu konuyla ilgili sivil toplumun desteğiyle bir mecra yaratılmaya çalışılıyor desek doğru mu?
S. Şıracı: Evet kesinlikle yani faydaya dönüşecek gibi görünüyor. Herkes geri dönüşü alıyor yavaş yavaş.
O.G. Uz: İnternetteki paylaşımların açık kaynak olarak kullanılmasıyla ilgili neler söyleyebiliriz?
S. Şıracı: Bu yanılsama aslına bakarsanız. Uygulamayı konuşalım dediğimiz için yani şimdi açık kaynak platformu eklediniz bir tane yazılımın herkes kullansın istediniz. Herkesin kullanması paylaştığınız indirdiniz kullanmaya başladınız. Sonra biri bunu satın alıyor haklarını devralıyor. Sonra tüm dünyaya kusura bakma ben bunu aldım ve kapattım diyor. Böyle sorunlarımız var. Diğerine hazır olmadığımız için buna hiç hazır değiliz zaten mevzuatın düzenli bir taraf. Burada ne yazık ki hak diğer tarafta. Hak sahibi bendim. Evet sizin kullanımınıza güzel açtım onu kullandınız şimdi vazgeçtim. Top benim oynatmıyorum bir noktaya gidiyor. Hakkın kötüye kullanmamız lazım. Belli bir süre sonra eğer size bu konuda kusura bakma ben izin verdim ama durmamız lazım dediğinde durmamız lazım. İnternet paylaşımlarda böyle yani fotoğraf çekiyorum internete koyuyorum diye hiç kimse bunu burada kullanmaya hakkı yok. Birçok kişinin yakın zamanda biliyorsunuz telif hakları biraz canı da yandı. YouTube eklediyse ben bunu siteme ekleyemez miyim gibi noktaya geldi. Doğrusu bu çatışmaların paylaşımla kişilerin karşıya geldiği ticari mecralarda karşımıza çıkıyor. Açıkçası dikkat etmek lazım. Yani her internette paylaşılan bilgi işte veya içerik herkesin her şekilde kullanabileceği anlamına gelmiyor. Bahsetmiş olduğum platformlar üzerinden kontrol edilebilir eğer Creative Commons işaretine görürseniz demek ki bu buraya upgrade edilmiş diyebilirsiniz aksi çok zor.
O.G.Uz: O zaman burada şey karşımıza çıkıyor. Bununla ilgili bir kullanım yaparken biraz bilinçli hareket etmek çok önemli. Nereden alıp kullandığımız konusu ayrıca önemli ve aslında hukuk hep konuşuyoruz. Toplum mühendisliği, yeni ihtiyaçlar, yeni alanlar, çarpışan alanlar ortaya çıktıkça da aslında hangi alanlarda düzenlemelere ihtiyaç olduğunda yeni keşfediliyor biraz da böyle. Bu eksiklikler ortaya çıktıkça belki tamamlanarak daha net bir yol haritası belirlemek mümkün olabilir herhalde zamanla. O zaman hakikaten burada özellikle bu alandaki gelişmelerle beraber tabi tüketicilerin bireysel kullanıcıların yaklaşımı büyük önem taşımaya başladı. Tüketiciler kişisel verilerle ilgili konularda da özellikle son yıllarda yaşanan gelişmelerle farkındalığı artan bir kitle. Ama bir taraftan da o kadar çok mecra var ki tüketiciler zaman zaman böyle bir yerlerde ürün biz mi oluyoruz intibaa kapılıyorlar ister istemez. Dolayısıyla tüketiciler mesela şirketlerden verilerin paylaşımını isteyebilirler mi? Bu noktada nasıl bir yaklaşım söz konusu olabilir, yine düzenlemeler üzerinde nasıl tartışabiliriz?
S. Şıracı: Yani biraz bilgi edinme hakkı birlikte başlayan bir kamudan bilgi edinme alışkanlığımız var biliyorsunuz ve bu bir hak bu arada ama özel sektör olunca konu iş öyle akmıyor. İlla özel sektördeki bir şirket tamam size ait olan bir konuyu konuşuyorsa kişisel veriler evet bunu düzenlemeye çalışıyor şu an yani iş yine üretmiş olduğu bir ürün konuya geldiğinde böyle zorunluluğu yok. Evet gıda konuşuyorsak paylaşması gerekenler var. İşte sertifikasyon süresini paylaşması gerekenler var fakat yine de işletmeler bu bilgileri paylaşmayı kendini zorunlu hissetmiyor. Birinci sebep bu bir sosyal yaklaşım. Öncelikle şirketler bu konuyla ilgili az önce verdiğimiz örneklerde olduğu gibi bilgi paylaşınca girişimcilerin işine yarıyormuş bir şey üretebilir. İşte ne kadar kirlilik var, nereyi nasıl temizleyecek, ne zaman ne yapması gerektiğini bilebilir ya da akademisyenler işte bu tip bilgilerden istifade edebilir gibi düşünebilir. Tüketici boyutu şurada yeni nesil biliyorsunuz artık sürdürülebilir konusu tüketicilere aktarılmış durumda yani mevzuat var mı yine yok ama öyle bir sürdürülebilir konuşuyoruz ki son zamanlarda diyorsunuz bir şey oluyor burada nereye bağlanıyor? Genç yeni neslin işte bu tüketici olarak ele aldığımızı, sürdürülebilirliğe önem veren işletmelere yöneleceğini konuşuyoruz. Sürdürülebilirliğe önem verdiğini nereden bileceğim, bilemiyorum. O zaman verilerinizi belki sizinle paylaşmanızı isteyeceğim. İşte şu an çok büyük market gelecekte bu olacak yavaş yavaş kendi internet sitelerinde bir portal oluşturup burada açık veri şeklinde çevreye verdikleri zararı ne yapmaya çalıştıkları paylaşımlar yapması gerekecek. Peki büyük şirketler bunu yaparken küçükler ne yapacak? İşte onlar da mecbur kalacaklar. Bir süre sonra bunu paylaşım yapacaklar. Tüketici kısmına gelince siz bana dediniz ki ben sürdürülebilir bir şirketim, kesinlikle üretimin içerisinde çevre zarar verici bir şey yok dediniz. İşte karbon sıfır falan dediniz ben sonra baktım aslında öyle değil ve size dönüp şu mesela normal bir ayıp mıdır mesela tüketici hukuku konular geliyor. Açıkçası siz bana bir taahhütte bulundunuz, kamusal sosyal bir taahhütte bulunmuş olabilirsiniz. Ben de buna güvendim ve satın aldım sizden ama siz bir baktım aslında öyle değilmişsiniz. Peki o zaman bu bir gizli ayıp mıdır? Mesela hukuki kavram olarak belki oturacağız bunları konuşacağız. Bunlar olmasın diye bunları bertaraf etmek için şirketler zaman içerisinde bu bilgileri açık veri haline getirmek zorunda kalabilirler. Yine kamuoyu baskısıyla tüketici baskısıyla özel sektörde belki işte bizim kamunun üzerine gidiyoruz diye belki özel sektörde yine bir kamusal yükümlülük tabii çevre neticede bu yük sebebiyle elindeki bazı ticari diyebileceğiniz bilgileri kamu ile paylaşmak zorunda kalabilir yakın gelecekte ki tekstil örneğinde işte uluslararası bazı vakıflar var onlar zaten bilgileri işliyorlar ellerinde tutuyorlar bu arada ama kimseyle paylaşmıyorlar. Paylaşmaları bir portala bakar. Yakın zamanda da bunu yapacaklarını düşünüyorum.
O.G. Uz: Tüketiciler şirketlerden verilerin paylaşılmasını isteyebilirler. Hatta öyle ki gidişata göre, tercihlere göre aslında bu zaman içerisinde şirketler açısından bir zorunluluk haline bile gelebilir diyebiliriz.
S. Şıracı: Sürdürülebilirliğin bunu tetikleyeceğini düşünüyorum. İnşallah da tetikler bu arada. Açık Veri konulu bir dernekte bulunan bir kişi olarak bunu isterim.
O.G. Uz: Son sorum, paylaşılan verilerin sorumluluğu ile ilgili neler söyleyebiliriz? Sohbetimizi de bu soru üzerinde toparlamak isterim.
S. Şıracı: Az önceki tüketici örneğinden devam edersek özel sektör paylaştı diyelim bu verileri ben de bunları kullandım yani girişimci olarak kullandım veya işte üçüncü şahıs olarak kullandım. Biraz burada blok zincir, teknoloji falan konuşmak lazım. Şeffaflığın getirdiği hususlar var. Aslında veriler orada paylaşılıyor, güvenliği orada sağlanıyor. Yan yana koyduğumuzda elbette yani hiç kimse iyi niyetli olarak tek taraflı paylaşmış olduğu bir verinin güncelliğinden sorumlu tutulmayacaktır ama ne zamanki zorunlu hale getirildi bu verinin içeriği bir yaptırıma bağlandı o zaman da siz kamuoyunu yanıltmış olabilirsiniz ya da o veriyi kullanmak üzere taahhüt vermiş olduğunuz yerler olabilir. O zaman güncellik ile ilgili problemler yaşamaya başlayacağız muhtemelen ama bugün için açıkçası birçok kamu portalında da bu tür paylaşımlarda kesinlikle böyle bir taahhüt verilmez. Aslında bakarsanız bu veriler bize ait biz ama bunu Creative Commons bütün toplumla paylaşma lisansı çerçevesinde herkesle hiçbir beklenti olmaksızın paylaşıyoruz ama kusura bakmayın güncelliğinden ve içeriğinden ilgili size bir taahhütte bulunmuyoruz artık sonuçlarından siz sorumlusunuz. Oturup denetle noktasına getirilen bir şey var burada ama dediğim gibi bunlar yavaş yavaş mevzuata bağlanırsa mutlaka kanun koyucu düşünecektir b tarafta ki Avrupa Birliği’nde birtakım düzenlemelerde bunlar da doğru ve güncellik zaten çok kıymetli bir konu olduğu için bunlarla ilgili denetleme mekanizmaları planlanıyor. Ama günümüz seviyesinde böyle bir belki teknolojinin getirdiği blok zincir teknolojisinin işi hızlandırması şeffaflığı, güvenliği sağlaması da belki ileride çok daha güzel bu tip sorunları çözecek denetleme mekanizmaları, merkezi olarak denetleme mekanizmalarına getirecek sonuçlara doğru bizi götüreceğini düşünüyorum.
O.G. Uz: O zaman aslında kat edilecek epeyce bir yol var gibi gözüküyor bu konuda ama bence çok hızlı bir şekilde günlük hayatımızın içerisinde açık verinin nerelerde kullanılabileceği ve bununla ilgili vizyona dair hukuki perspektifi de içeren çok güzel bir sohbet oldu. Verdiğin bilgiler için çok teşekkür ediyorum Sertel. senin eklemek istediğin herhangi bir şey var mı?
S. Şıracı: Ben davet için teşekkür ediyorum. Hep bu mikrofonun diğer tarafında bulunmuştum. Bu taraftan da neler yaşıyoruz, neler konuşuyoruz, neler düşünüyoruz, nelere cevap bulamıyoruz, nelere cevap arıyoruz konularını dolayısıyla aktarmış oldum. Dediğim gibi ben daha çok özel hukuk ve uygulama tarafında birisi olarak bunları aktarmaya çalıştım. Oturmamış bir sürü zemin var, az kaynak var bizi dinleyenler atmış olduğumuz sorularla ilgili çok güzel makaleler yazabilirler ve biz de zevkle hem kendilerini burada konuk edebiliriz, hem yaptığımız etkinliklere davet ederiz. Çok zevkli, çok güzel konular o yüzden ben de aslında sohbetten oldukça zevk aldım. Teşekkür ediyorum.