Açık Kürsü 15: Prof. Dr. Mete Yıldız | Kamu Yönetiminde Açık Veri

Açık bilim, açık erişim, açık devlet, açık veri, açık teknoloji gibi kavramları uzmanlarıyla konuşacağımız Sertel Şıracı ile Açık Kürsü program serimizin 15. bölümünde Prof. Dr. Mete Yıldız konuğumuz oldu ve sorularımızı yanıtladı.

– Açık veri kamu yönetimi için bir çözümse hangi sorunu/sorunları çözüyor?

– Açık veri sorunlar da yaratıyor mu? Yanıt evetse çözümler ne olabilir?

– Dünyada ve Türkiye’de, merkezi ve yerel yönetimlerde öne çıkan örnekler neler? Bu örneklerdeki katma değer nedir?

– Türkiye’de açık veri konusunda neler yapılabilir?

Yeni bölümlerimizi kaçırmamak için Youtube abonemiz olabilir, podcast kanallarımızdan (SpotifyApple PodcastGoogle PodcastDeezerSoundCloud vb.) takip edebilirsiniz. Programın deşifresini videonun altında bulabilirsiniz.

Sertel Şıracı: Herkese merhaba, Açık Veri ve Teknoloji Derneği’nin Açık Kürsü Programı’na hoş geldiniz! Bildiğiniz gibi her programımızda açık verinin video arşivini meydana getirmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz programlarımızda bol bol açık veri nedir ne değildir konularını konuştuğumuzu düşünüyoruz. Bu programımızda da açık veriyi tabii ki ele alacağız ama bu defa biraz daha örneklerini konuşacağız. Kamu tarafında bu işe nasıl bakılıyor biraz onları ele almaya çalışacağız. Tabii konu bu olunca da Profesör Doktor Mete Yıldız ilk akla gelenlerden oldu ve sağ olsun kendisi bizi kırmadı ve programımıza geldi. Hocam hoş geldiniz!

Mete Yıldız: Hoş buldum, teşekkür ederim.

S. Şıracı: Hocam çok fazla vakit kaybetmeden aslında sorularımıza başlayalım. Genellikle sizinle sohbetlerimizde de konuştuğumuz gibi açık veriyi biz çözüm olarak sunuyoruz ve aslında ona inanıyoruz tabii yanlış da anlaşılmasın burada. Ama aslında bir sorun gibi algılanıyor sanki. Bir küçük dirençte olduğunu bir belki bilmemekten kaynaklanıyor olabilir. Bu noktada bu sorunlar neler olabilir? Eğer sorun yaratıyorsa da nasıl çözebiliriz? Sizin bakış açınızdan sizin tespitleriniz nelerdir?

M. Yıldız: Öncelikle teşekkür ederim Sertel Bey, sizin şahsınızda Açık Veri ve Teknoloji Derneği’ne bu nazik davet için. Açık veri benim diğer veri ekolojisi diyebileceğim diğer kavramlarla beraber aslında kamu yönetimi çerçevesinde ilgilendiğim bir konu. E-devlet dediğimiz kamu yönetiminde teknoloji kullanımında açık veri, büyük veri, nesnelerin interneti, yapay zeka, yeni kayıt zincir gibi bir sürü teknolojinin oluşturduğu puzzleın önemli bir parçası olarak görüyorum. Sizin de biraz önce bahsettiğimiz gibi bir çözüm olarak sunuluyor aslında. Birazdan belki o soruya da detaylı yanıt vermeye çalışacağım. Ama dikensiz bir gül bahçesi de değil. Açık veri eğer bir çözüm ise aslında çözmeye çalıştığımız sorun en azından kamu yönetimi için acaba kamu yönetimini, devlet idaresini nasıl daha katılımcı, şeffaf, hesap verebilir yapabiliriz? Nasıl daha iyi bir paydaş haline getirebiliriz? İşbirliğine daha fazla nasıl açabiliriz? Aslında temel mantık şu: Gerek kamunun gerek özel sektörün elinde veriler atıl duruyor. Eğer biz bunları açarsak, acaba bunlardan gerek toplumsal gerekse de ekonomik katma değer yaratan birtakım aktörler olabilir mi? Çözmeye çalıştığımız sorun aslında bu. Bunu yaparken sizin olumsuz ne çıkabilir sorunları neler olabilir sorunuza yanıt olarak tabi hem kişisel düzeyde veri gizliliği gerekse de ulusal düzeyde verilerin korunması konusunda ciddi sıkıntılar olabiliyor veya veri açılabiliyor fakat bunları kullanacak yetkinliğe sahip paydaş bulmakta zorluk çekiliyor ki literatürde buna sayısal bölünme deniyor. Yani bazı kişilerin, grupların teknolojiye erişimi diğerlerine göre daha az, erişseler bile çok fazla fayda sağlamıyorlar. Yani iki başlık altında sanıyorum toplayabiliriz olumsuz tarafları bir veri güvenliği, iki sayısal bölünme.

S. Şıracı: Evet, aslında temel dertlerimizden bunları toparladığımızda nasıl çözeceğimizi hep birlikte arıyoruz ama çözemesek de çözümler halen daha arıyor olsak da aslında uygulamalarını da bol bol görüyoruz. Aslında biz biraz da bugün sizin de uygulama konularını da konuşmak istiyoruz. Yani özellikle kamu tarafında ve diğer örneklerinde işte Türkiye ve dünyada bu merkezi yerel yönetimlerden öne çıkan örnekler neler olabilir? Bu örneklerde işte katma değerler nelerdir şeklinde bir değerlendirmesini yapalım ve gerçekten çözüm ve sorun meselesinde çözümleri bakalım.

M. Yıldız: Memnuniyetle. Bu konuda yazılmış bu programı izleyecek ve daha fazla bilgi edinmek isteyenler için, bu konuda yazılmış güzel yeni kitaplar var. Onlardan bir ikisini önererek müsaadenizle yanıtıma başlayayım. Bir tanesi şöyle kitap tanıtımı gibi olacak bu hafta ama teknoloji ve kamu politikaları derleyicileri arasında benim de olduğum ve bu alanda en çok kafa yoran kamu yönetimi camiasında kişilerin katkı verdiği bir kitap bu. Burada Sakarya Üniversitesi’nden Özer Köseoğlu Hoca’nın açık veri bölümü de var. Oldukça detaylı olarak bizim konuştuğumuz soruları yanıtlamış. Bir diğer kitap biraz daha “light” kabul edebileceğimiz bir kitap. Açık öğretim Anadolu Üniversitesi’nden çıkmış Bilgi Toplumu ve E. Devlet. Burada da e-devletin geleceğini açıklarken büyük veri, açık veri, nesillerin interneti biraz önce anlattığım bir takım yeni teknolojiler var. Burada göze çarpan örnekler maalesef ilk örnekler Türkiye’den değil. Avrupa Birliği’nin açık veri portalı burada önemli bir örnek. Ama en önemli örnek sanıyorum 2009 yılında kurulan işlerlik kazanan data.gov Amerika Birleşik Devletleri’nde ki bunun altında da aslında bir politika da var. Yani bir politika belgesi de var. 2009 yılında o zaman ki Amerikan Başkanı Obama bir memorandum yayınlıyor. Bu memoranduma dayalı olarak birtakım yasalar çıkıyor ki biraz önce açık veri ve açık devlet verisi bu örnekte hangi sorunları çözüyor diye konuşmuştuk. Bu sorunlardan biri de kamu politikalarının ki kamu politikalarını da toplumsal sorunların teşhisi ve çözüm süreci olarak tanımlayabiliriz. Bu konu politikanın üretilmesinde hem tasarımında hem üretilmesine, uygulanmasında ve daha veriye dayalı kanıta dayalı acaba nasıl hareket edebiliriz sorusuna verilen yanıtlardan biri de açık veri veya açık devlet verisi. Bu anlamda 2009’da Obama’nın kurduğu ve belki onlarca veri seti ile başlayan data.gov, bugün incelediğinizde 320 binden fazla veri seti var ve bunu çeşitli paydaşlar kullanıyor.

Tabii sorunuzda merkezi ve yerel yönetim örnekleri öne çıkıyor. Belki soruyu biraz değiştirebiliriz ne gibi sektörlerde öne çıkıyor diye soracak olursak en yıkıcı sorunlar yani bugün şehir düzeyinde düşünecek olursak Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hissettiği en yıkıcı sorunlar nedir? Sanıyorum trafik bunlar arasında ilk üçe kesinlikle girer. Sizde veya ben de yaşadığım şehirdeki Ankara’da takip edebildiğim kadarıyla henüz açılmadı ama İzmir’de ve İstanbul’da açık veri portalları var. Buraya girdiğinizde acaba hangi konuda en fazla veri yüklenmiş diye baktığınızda veya vatandaşlar hangi konudaki verilere en çok ilgi gösteriyor diye baktığımızda trafik ilgili verilerin ön sırada yer aldığını göreceğiz. Yine yakıcı meselelerden biri bu yerel yönetim, merkezi yönetim açık veri portallarında aradığımız maalesef son dönemde afetlerle ilgili veriler. Depremlerden tutunda orman yangınlarına kadar ve çevresel birtakım felaketlere kadar bunları bütün dünyada yaşıyoruz ve gerek ulusal gerek yerel yönetim açık veri portallarına giderek afetle ilgili verilerin daha fazla açıldığını görüyoruz. Bu genel hangi alanlarda veya çevre, Covid-19 örnekleri çoğaltabiliriz.

Türkiye’den örnekler verecek olursak, asıl Türkiye’de 2015 yılında Gaziantep’te orta ölçekli bir belediye diyebileceğimiz Şahinbey Belediyesi ilk kez bir açık veri portalı ortaya koydu. Bu çok öncü bir hareketti aslında 2015 yılı için ve bir e-TR ödülleri diye bir ödül vardır. TÜSIAD ve Türkiye Bilişim Vakfı tarafından her yıl verileri neredeyse 30 yıldır, o yılın ödülünü almıştı belediye alanında. Fakat sürdürülebilirliği çok fazla olmadı Şahinbey Belediyesi bu Açık Veri Portalı’nın. 2020 ile beraber birçok Büyükşehir Belediyesi’nin biraz önce İstanbul örneğini vermiştim. İzmir örneği var. Balıkesir yine izleyicilerimiz inceleyebilir. Bu şehirlerin diyelim açıklarım portalları açtığını gördük. Türkiye’de aslında Dijital Dönüşüm Ofisi’nin bir ulusal düzeyde açıkları portal açma hedefi de var. Bu hedef henüz gerçekleşmiş değil ama üzerinde çalışmalar yapılıyor.

Portal üzerinden de sadece konuşmamak lazım. Portalın yani kapının, web sayfasının arkasında bir plan da olması lazım, bir stratejide olması lazım. Bütün devletler bu portalları açarken arkalarına bir de strateji koyuyorlar. Yani bir sonraki adımımız ne olacak? 3 yıl sonra ne yapacağız? 5 yıl sonra ne yapacağız? Bu stratejiyle portalın el ele yürümesi lazım. Sorunuzun bir diğer kısmı olan katma değeri en çoğa çıkarmak için bu strateji ile portalın yan yana yürümesi lazım. Bir de sorun olarak bahsettiğimiz şeyler portala verileri koyduk ama yararlanıyor mu, katma değeri nedir, yararlanamıyorsa eğer bunu engelleyen sorunlar nedir ki onları da çözmemiz gerekiyor. Böyle birkaç örnek verebilirim.

S. Şıracı: Evet hocam peki yani bir belediyenin yani evet gerçekten de en çok hani bu konuya yakın olduğunu gördüğümüz ülkemizde bu şekilde gerçekleşiyor. Şu an bir motivasyon nedir hocam, yani neden bu şekilde bir konuya giriyorlar ve bu şekilde sizinle birlikte de bu faydaları dinlemiş olalım.

M. Yıldız: Aslında burada birden fazla motivasyon var. Bu konuda tabii alan araştırmaları yürütmek lazım ama ben daha çok gözlemlerime dayanarak müsaadenizle bir yanıt vereyim. Bunlardan birincisi bu konunun popüler bir konu olması. Yani sembolik bir hareket aslında bu dünyadan geri kalmamak. Burada bunun bir alt bileşeni olarak Avrupa Birliği standartlarından geri kalmamak, Avrupa Birliği üyeliği amaçladığımız için onu söyleyebiliriz. Yani bu sembolik bir hareket, çağa ayak uyduruyoruz. Birinci neden olarak bunu bir kenara koyabiliriz.

İkinci neden; Türkiye giderek kentleşiyor. Son belki 50 60 yıldır çok partili hayata geçildiğinden beri Türkiye’nin kentleri doluyor, kırsal alanlar boşalıyor. Kente gelen insanlar kentlileştikçe gerek merkezi yönetimden gerek yerel yönetimlerden daha fazla ve daha kaliteli hizmet talep ediyorlar. Bunu da bir neden olarak bir kenara koyabiliriz. Açık veriden acaba yeni hizmetler üretilebilir mi? Biraz önce başlangıçta bahsettiğim daha katılımcı bir kamu yönetimi ulusal düzeyde yerel düzeyde daha şeffaf, daha hesap verebilir bir kamu yönetimi kurulabilir mi? Bunda ikinci bir neden olarak bir kenara koyabiliriz.

Üçüncüsü sanıyorum belki teknoloji tetiklemesi olarak adlandırılabilen özel sektörün de bu konuda kamuyu bir miktar motive etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Bakın dünyada böyle örnekler var, bizde yapalım bundan katma değer sağlayacaksınız diye biraz topa girdiğini söylemek de sanıyorum üçüncü bir neden olarak mümkün.

S. Şıracı: Hocam peki biraz daha kamudan örnekler vermek gerekirse tabii belediyeler bunları yapıyor ama diğer kamu kuruluşlarından aklınıza gelen başka örnekler var mıdır?

M. Yıldız: Diğer kamu kuruluşları sanıyorum belediyeler biraz daha Türkiye’de özellikle 2012’de bir büyükşehir yasası çıktı ve 30 tane ilimiz de büyükşehir sınırları ile il sınırları aynı hale geldi. Dolayısıyla hiçbir kamu kurumu ve İstanbul, Ankara’yı İzmir’i, Konya’yı düşünecek olursanız çok büyük alanlara hizmet veriyorlar ve aslında birçok kamu kurumunun da koordinatörü haline geldi Büyükşehir Belediyeleri. Bu anlamda ben daha çok belediyelerden örnekleri seçmiştim. Çünkü anlatacağımız bütün kurumlar mesela afet konusunda biraz önce afat mutlaka Büyükşehir Belediyesiyle çalışmak durumunda. İşte orman yangını ile ilgili veya yeniden ağaçlandırma ile ilgili orman ile ilgilenen bakanlık, sürekli bakanlıkların da değiştiği için şu anda aklıma gelmedi ama Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hareket etmek durumunda. O yüzden ben büyük şehirlerden verdim. Bölge yönetimlerinden de örnek verebilirdik.

Belki dünyadan bir örnek burada bir miktar daha renkli olabilir sürekli Türkiye konuşmaktan ise. Mesela Paris Büyükşehir oradan çeşitli bölgelere bölmüşler. Biz hep işte trafikten, afetten, sağlıktan vesaire konuştuk. İşin bir de mali boyutu var. Hani para harcanması da aslında veya paranın nasıl toplanıp nerelerden gelip nerelere gittiği meselesi de Açık veri ve Açık Devlet Verisinin ilgi alanlarından biri. 2010’lu yıllarda açık veri konusu Türkiye’de çok hızlı akıyorken bu konuda ciddi bir motivasyon varken şu iki web sitesinin kurulması planlanmıştır. Bunlardan bir tanesi saydamlık.gov.tr idi, diğeri harcama.gov.tr idi. Bunlara benzer şekilde Paris’ten vermek istediğim örnek de, Paris Büyükşehir Belediyesi’nin katılımcı bütçe uygulaması. Yani aslında veri açtığınız zaman insanları sadece veriyi görmek konusunda bir olanak sunmuyorsunuz. Bu veriden yararlanarak kararlara katılmak, hatta bu kararların uygulamasına da katılmak olanağı geliyorsunuz. Yakın zamanda Ankara Büyükşehir Belediyesi de bu Paris örneğini sanırım İstanbul Büyükşehir Belediyesi de düşünüyor bunu yavaş yavaş yapmaya çalışıyorlar.

Soru şu: Acaba bütçenin yüzde 5’inin nasıl harcanacağına vatandaşlar karar verseydi bu karar nasıl olurdu? Ama bu kararı verebilmek için vatandaşların önce bunun için şu anda nasıl harcandığını bir görmesi lazım. Kalemleri ve alt kalemleri görmesi lazım. Zaman içindeki değişimi görmesi lazım. Bu şekilde katılımcı bir bütçe yapmak mümkün olabilir.

S. Şıracı: Evet, güzel bir örnekti hocam yani sadece hani bu işte mali tarafını da görüyor olmak çok kıymetli. Biz hizmet tarafından bakmaya çalışıyoruz ve daha fazla nasıl hizmet alabilir bir vatandaş noktasındayız ama belediyeler motivasyonunda çok haklısınız. Gerçekten vatandaşa en çok dokunan, her türlü hizmeti veren, sürekli vatandaşlardan zaten oyunu alan.- o yüzden buna doğal motivasyon olan bir kurumdan bahsediyoruz. Daha böyle tabii genel bahsettik ama daha spesifik örnekler, portallar dışında aklınıza gelen belediyelerin açık veri ile ilgili yaptıkları işler var hocam?

M. Yıldız: Biz hep açık veriyi bir tarafa açılan bir kapı olarak düşünüyoruz. Tabii açık devlet verisi için şu anda konuşuyorum. Devletin veya yerel yönetimlerin elinde bir veri var, bunu vatandaş ve diğer paydaşlarla paylaşıyor. Bunun tersi de olabilir. Yani vatandaş elindeki verileri devletle paylaşıyor, devlete açıyor da olabilir. Bu anlamda Amsterdam’dan ilginç bir örnek var. Onlar güvenlik konusunda bunu yapmışlar. Bizde sanıyorum toplum destekli polislik deniyor buna. Bir suçun işlenmesi konusunda vatandaşın elinde bir veri varsa veya o anda bir kayıt yoksa bunu hızlıca polisle paylaşıyor ve güvenlik hizmetinin daha iyi, daha hızlı, daha kaliteli ve daha belki maliyet etkin verilmesini sağlıyor. Belki bunu gözetişim de diyebiliriz, yani gözetimin artık veri sağlayıcıları arasında vatandaşlarda var.

S. Şıracı: Evet işte burada sorunlar akla geliyor. Herkes birbirini kaybederse bu konuda bir şikayetler yaparsa nereye gidecek gibi noktaya geliyor. Gerektiği kadar açık olma noktasında belki sınırları belirlememiz gereken alanlara doğru geldiğimiz yerler oluyor. Aslında burada korku da var. Yani bizim de gözlemlediğimiz özellikle kamu tarafında. İşte bir sahiplenme, bu verinin sahibi devlettir şeklinde durumlar vesaire. Şimdi sizin bir kamu kuruluşları ile özellikle çalışan üzerinde de uzman olduğu bir konu olarak bu veri sahipliği konusunda sizin temel görüşünüz nedir? Yani bunun sahibi gerçekten kimdir? Bir mal mıdır, kamu malı mıdır, nedir?

M. Yıldız: Bu tarihsel gelişim üzerinden belki analiz etmemiz gereken bir soru. Bütün bu anlattığım hikayenin başında aslında bilgi edinme hakkı var. Bunu tarihsel gelişimine baktığımızda 19. yüzyıla kadar özellikle İskandinav ülkelerinde özellikle söylemek gerekirse İsveç’te ortaya çıkmış, giderek dalga dalga Anglosakson dünyaya ve daha sonra da çeperdeki ülkelere, gelişmekte olan ülkelere, Türkiye gibi gelmiş bir mantık. Orada da bilgi edinme hakkında kanunlara bakacak olursanız Türkiye’deki kanun dahil bir sürü siz de bir avukat olarak benden çok daha iyi biliyorsunuzdur zaten. Ama izleyicilerimiz için söylemek gerekirse istisnalar tanımlanmıştır. Bilgi edinebilir vatandaş bu devletin verisi değildir artık ortak veridir ama bunun istisnaları işte bu bir özel şirketin verisinin gizli olabilir. Devletin verisinin gizliliği olabilir. Zaten açık olan veriler olabilir. Bir sürü burada işte ticari sır olabilir. Bu askeri bir sır olabilir. İşte coğrafi veriler paylaşıldığına mesela askeri bölgelere ilişkin veriler paylaşılmaz örneğinde olduğu gibi. Ama bunun dışındaki yani atıl olarak devlet elinde bulunan veriler de burada bir sürü kavramı da kullanmak mümkün ama çok da derse döndürmeyeyim olayı. Belki bir tane söyleyebilirim. Sıcak veriler ve soğuk veriler çok fazla kullanılan veriler. Çok fazla toplandığı halde kullanılmayan veriler var, bunların ayrımını yapıyorlar. Hatta sadece kimin verisi değil bu kadar veriyi eğer kullanmıyorsak niye topluyoruz gibi belki gözetim boyutunda da bir takım sorular sorulabilir. Ama verilerin kullanıldığını varsayarak eğer hassasiyet yoksa verilerin paylaşılmasında biraz önce sizin de belirttiğiniz gibi bunu sadece kamunun verisi olarak addetmek ve diğer paydaşlardan saklamanın çok bir mantığı görünmüyor. Zararı var mı, var çünkü o veriye bakarak, farklı veri setlerini eşleştirerek buradan çok yenilikçi hizmetler çıkaran gerek vatandaşlar gerek diğer paydaşlar mevcut.

S. Şıracı: Evet, çok teşekkürler. Kamu yönetimindeki açık veri başlığını oldukça güzel şekilde açmış olduk ama tabi sohbet ederken de sizin aklınıza gelen böyle güzel örnekler varsa sizi de bulmuşken atlamayalım onları. Söylemek istediğiniz örnekler var mıydı tekrar sorayım.

M. Yıldız: Sanıyorum birçok örneğin not ettiğim örnekleri söyledim. Belki şunu söyleyebiliriz Covid-19 salgınının içerisinden hala geçtiğimiz için. Covid 19 ve açık veri alt başlığını açabiliriz. Burada verinin sadece açık olması değil, aynı zamanda güvenilir olması meselesi de önemli ve Covid 19 salgınında birçok ülkede acaba hükümetlerin paylaştıkları veriler doğru mu, güncel mi bu da sorgulandı. Dolayısıyla vatandaş grupları da veriler toplamaya başladı veya profesyonel birtakım meslek grupları da veriler toplamaya başladı. Bu alanda veri sahipleri veya veri üretim konusunda da işbirliğinden rekabete kadar giden siz biraz önce söylemiştiniz bu verilerin sahibi devlet midir diye. Devletin verisine alternatif veri üreten kaynaklar ortaya çıktı. Bu da tabii teknolojinin gelişmesi ile belki birlikte bir miktar mümkün oldu.

Fakat burada yine sorunlardan bahsederken veri manipülasyonundan da bahsetmek lazım. Bu paylaşılan veriler özellikle sosyal medyada her zaman çok güvenilir veriler de olmuyor. Bu alternatif gruplar tarafından toplanan veriler ve bu nedenle birçok ülkede sosyal medya düzenlemeleri konuşulmaya başlandı Türkiye dahil. Acaba sosyal medyada paylaşılan bu tür veriler ne kadar güvenilebilir? Bir yandan bu var, diğer taraftan da devletin verilerine güvenebilir miyiz? Burada bir açmazla karşı karşıya gibiyiz. Yönetim açısından baktığımızda böyle özel sektör açısından da baktığımızda bir miktar böyle Covid 19 bu anlamda biraz zorladı açık veri meselesini diye düşünüyorum.

S. Şıracı: Teşekkürler. Hem gündemden bir son örnek olmuş oldu. Son olarak da Türkiye’de açık veri konusunda ekstra neler yapabiliriz kamu açısından onu da soralım.

M. Yıldız: Aslında Türkiye’de birçok strateji belgesinde açık veri ve diğer veri ile ilgili meseleler konusunda neler yapılması düşünüldüğü açıkça belirtilmiş. Bu konuda biraz önce bahsettiğim bir açık veri portalı kurulması ulusal düzeyde amaçlardan bir tanesi ki burada birden fazla portal olabilir. Açıkveri.gov.tr dışında biraz önce örneklerini verdiğim saydamlık.gov.tr ve harcama.gov.tr gibi farklı web siteleri de açılabilir ama bunun arkasında bir de açık veri stratejisi olması lazım. Biraz önce bahsettiğim gerek Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planın’da gerekse de e-devlet stratejisi ve eylem planında aslında açık veri ile ilgili oldukça fazla madde ve bu kadar neler yapılması gerektiği madde madde belirtilmiş. Bunun açık devlete veya açık veriye, açık kamu verisini özgü ayrı bir stratejinin bir araya getirilmesi lazım.

Bunun da aslında aktörleri oldukça belli. Bu konuda önemli çalışmalar da yapıyorlar. Başta Dijital Dönüşüm Ofisi olmak üzere Bilim Teknoloji ve Politikaları Kurulu burada akla gelebilir. İletişim Başkanlığı yine akla gelen kurumlardan biri. Toparlayacak olursak hem kurumsal yapılanma anlamında hem portal anlamında hem de bu portal ve kurumsal yapılarının eşgüdümü sağlayacak strateji anlamında atılması gereken adımlar belli. Bunların atılmasını bekliyoruz.

S. Şıracı: Çok teşekkür hocam. Son örnekler de bizim için çok güzel oldu. Eklemek istedikleriniz var mıdır son olarak?

M. Yıldız: Ben bu derneğin kurulmasını çok önemli ve değerli buluyorum. Devlet içinde zaten bu konuda birimler var, uzmanlar var. Sivil toplum gerek sizin derneğiniz gibi gerekse de onlarca yıldır bu konuda raporlar üreten, görüş veren başka sivil toplum kuruluşları da var. Bir iki isim vermek gerekirse Türkiye Bilişim Derneği gibi Türkiye Bilişim Vakfı gibi bu yeni dernekler yeni bir dinamizm katıyor bence. Çok teşekkür ediyorum bu konuyu gündeminize aldığınız ve kamuoyunu bilgilendirdiğiniz için.

S. Şıracı: Biz teşekkür ediyoruz hocam tekrar hem davetimizi kabul ettiğiniz hem de bu güzel sözleriniz için. Umarız bizim de katkımız oluyordur. Bu video da onlardan bir tanesiydi ve umarız devamı da gelecek. Evet değerli izleyenlerimiz Kamu Yönetiminde Açık Veri’yi işledik bugün. Konuğumuz da Profesör Doktor Sayın Mete Yıldız idi. Kendisine tekrar çok teşekkür ediyoruz. Bir başka programda yine açık veri ilgili başka konuları ele almak üzere görüşmek üzere diyoruz.
Paylaşın