[Açık Kürsü] 25. Bölüm: Yerel Yönetimlerde Veriler Nasıl Açılmalı? – Dr. Erol Özgüner

“Mümkün olduğu kadar açık, gerektiği kadar kapalı” mottosuyla açık bilim, açık erişim, açık devlet, açık veri, açık teknoloji gibi kavramları uzmanlarıyla konuşacağımız [Açık Kürsü] program serimizin 25. bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Dr. Naim Erol Özgüner’i ağırladık.

Bu bölümde

– Uluslararası açık veri standartları ve iş akışına göre yerel yönetimlerde veri nasıl açılmalı?

– Kurumun bilgi varlıkları envanterini çıkararak mı işe başlanmalı?

– Veri kategorileri nasıl belirlenmeli?

– Veriler içinde açık veri olabilecek veri setleri hangi kriterlere göre ayrıştırılmalı?

– Belirlenen açık veri setleri nasıl yayınlanmalı?

– Açık veri portalını hayata geçirirken sizi en çok zorlayan/uğraştıran konu/konular ne oldu?

– Belediyedeki tüm birimlerin veri akışı/güncelleme sağlaması için neler yapıyorsunuz?

– Açtığınız verileri kentin paydaşlarının kullanması/katma değer üretmesi için neler yapıyorsunuz?

– İBB Açık Veri Portalı’na dair istatistikler nasıl?

Başlıklarını gündeme taşıyoruz.

Yeni bölümlerimizi kaçırmamak için Youtube abonemiz olabilir, podcast kanallarımızdan (Spotify, Apple Podcast, Google Podcast, Deezer, SoundCloud vb.) takip edebilirsiniz. Programımız yayınlandıktan sonra konuşmaların deşifresini aşağıda bulabilirsiniz.

Okşan Gülşen Uz: Herkese merhaba, Açık Veri ve Teknoloji Derneğinin Açık Kürsü programına hoş geldiniz. Ben avukat, arabulucu Okşan Gülşen Uz, derneğin genel sekreteri ve başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Bugüne kadar bu programı aynı zamanda meslektaşım da olan Sertel Şıracı ile beraber gerçekleştirmiştik. Yeni yayın döneminde ben bu keyifli görevi icra etmeye çalışacağım. Açık veri konusunda derneğimizin bir misyonu olan açık kürsü ve aslında açık veriyi enine boyuna konuştuğumuz, her boyutuyla konuştuğumuz ve bu anlamda dijital külliyat oluşturmaya çalıştığımız bu programımızı sunmaya gayret edeceğim. Yeni yayın döneminde beraberiz. Bu aynı zamanda açık kürsünün 25. programı ve bugün bizim çok önemli, çok kıymetli bir konuğumuz var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Doktor Naim Erol Özgüner, hoş geldiniz!

Naim Erol Özgüner: Merhabalar, hoş bulduk.

O.G. Uz: Efendim davetimizi kırmayıp bizi kabul ettiğiniz için her şeyden önce çok teşekkür ediyoruz. Açık veriyi bugüne kadar bu platformda her boyutuyla konuşmaya çalıştık. Yerel yönetimlerde açık veri konusuna da yer yer değindik ama gerçekten bu alanda çok başarılı bir işe imza atan İstanbul Büyükşehir Belediyesi özelinde de açık veri ve belediyemizin açık veri platformu ile ilgili biraz sizlerle sohbet etmek istiyoruz. Çünkü hiç kolay bir değil, bunu biliyoruz. Dolayısıyla bütün bu süreç sizin için nasıl gerçekleşti, nelere dikkat ettiniz yer yer sorularımla sizin bu konulara olan cevaplarınızı çok merak ediyoruz Erol Bey.

N.E. Özgüner: Bütün sorulara cevap vermeye çalışacağız. Bizim de çok gurur duyduğumuz ve ilgiyle takip ettiğimiz bir çalışmamız. Her gün zenginleştirerek devam ediyoruz açıkçası.

O.G. Uz: Çok teşekkürler, sağ olun. O zaman ben fazla vakit kaybetmeden hemen ilk sorumla başlamak istiyorum müsaade ederseniz. Gerçekten de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin oluşturmuş olduğu Açık Veri Platformu kapsamında açık veri standartları ve akışına göre yerel yönetimde aslında veriler nasıl açılmalı sorusuyla başlayalım müsaade ederseniz.

N.E. Özgüner: Evet, belediyelerin ve kamunun aslında ve özel sektöründe biliyorsunuz, özellikle Avrupa’da GDPR ülkemizde de KVKK ismi verilen yasa ile özellikle kişisel verilerin korunması ile ilgili gerekli düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler yapıldıktan sonra kurumlara düşen görevler vardı. Onunla ilgili kurumlar kendi yapılanmalarını tamamlamak üzere belli hazırlıklar geçirdiler. Zaman zaman da denetimlerle devam ediyor bu konu. Sizin sorunuza dönecek olursak tabii açık veri dediğimiz zaman bu az önce girizgahta bahsettiğim o kişisel verilerin dışında olan yani kişiyi nitelemeyen verilerle ilgili verilerin kullanımı ile ilgili genel kullanıma, öğrencilere, akademisyenlere, girişimcilere, firmalara serbest bir ortamdan kullandırılmasına ilişkin bir platformdan bahsediyoruz. Aslına bakarsanız biz bu anlamda baktığımız zaman bir verilerin lisanslanabileceği bir ortamın yaratılması oldukça önemli. Çünkü bu lisansta veri kullanıcıların neleri yapmakta özgür oldukları, neleri yapamayacakları açık bir şekilde belirtilmek durumunda. Buradaki amacı gütmeyen organizasyonlar var. Telif haklarında esnekliğin sağlanabilmesi adına açık lisanslar oluşturulabiliyor. Bu lisanslar örnek alınabiliyor. Biz de onlardan bir tanesini örnek almıştık. Verilerin lisanslaması yapıldıktan sonra da verilerin yayınlanabileceği bir internet sitesinin oluşturulması gerekiyor. Burada açık kaynaklar var fazla teknolojiye girmek istemiyorum çünkü herkesin doğru anlayabilmesi adına. Yine burada az önce de bahsettiğim gibi özellikle açık kaynaklardan temin edilebilecek platformlarla yürünebilir. Tabii daha sonrasında hani kişisel veri olmasa da aslına bakarsanız kurumlarda bu özel sektör olabilir, kamu sektörü olabilir. Her verinin bir sahibi var. Verinin sahibi olan ilgili bölümlerin birimlerin veya departmanların belirlenmesi ve bunlardan onay alınması süreci oldukça önemli ve bu az önce belirlenen lisanslama kriterlerine uygun olup olmadığı ile ilgili, yeterli bir donanıma sahip olunup olunmadığı ile ilgili kontrollerin yapılması gerekiyor. Son olarak da bütün bu veri setleri toparlandıktan sonra, veriler yayınlanabilecek hale getirildikten sonra az önce de bahsettiğimiz gibi bunların bir platformda herkesin erişebileceği bir platformda, bir internet üzerindeki bir ortamda buna bir web sitesi diyelim biz yayınlanıyor olması gerekiyor ki bu açık dediğimiz kavram bize göre biraz belediyecilik adına da şeffaf dediğimiz kavram anlamını bulsun, içeriğini doldurabilirsin.

O. G. Uz: Çok teşekkürler. Evet sizin aslında ifade ettiğiniz burada tabii kişisel verilerin korunması ile ilgili mevzuat, kriterler ve standartların belirlenmesi ve doğru bir ayrışmaya gidilebilmesi gerçekten çok önem taşıyor. O zaman belki şuna da değinebilir miyiz Erol Bey. Böyle bir platformun oluşturulması sürecinde kurumun her şeyden önce bilgi varlıklarının bir envanterinin çıkarılması mıdır esas önemli olan?

N. E. Özgüner: Bu her açıdan gerekli aslına bakarsanız, yani sadece açık veri platformu açısından dersek doğru ama kısmen doğru. Daha doğrusu açık veri mantığı açısından yüzde yüz doğru ama bir kurumun veri yönetimi açısından ciddi eksikleri barındıran bir konu olur. O yüzden aslında bakarsanız herhangi bir özel ve kamu kurumunu aldığımızda mutlaka o kurumun tüm envanterini klasik tabirle demirbaşlarını diyelim biz ona tanımlayan cetveller, tutanaklar veya bu envanter bütününü kontrol ettiğiniz ve yönettiğiniz bir yönetim aracınız vardır. Şimdi geçmiş dönemlerde bunlar böyle elle dokunur gözle görülür konular olduğu için bunlar bir deftere işlenir ve ne zaman alınır, barkodu nedir veya seri numarası nedir gibi işlenebiliyordu. Bugün de öyle dokunulabilen konularla ilgili ama artık dünyamızda teknoloji konuşuyoruz ve bu teknolojinin konuşulduğu ortamlarda her şey elle dokunulur gözle görülür konular değil. Dolayısıyla özellikle teknolojik dünyanın hakim olduğu atmosferde mutlaka yazılımlar, kodlar, platformlar dediğimiz biraz daha kodlar bütünü, bir stone’usun üzerinde konumladığınız ve oradan yürüttüğünüz işler aslında devreye girmeye başlıyor. Dolayısıyla açık veri adına veya veri yönetimi adına düşündüğümüzde de aslında kurumların bir veri yönetim platformu olması gerekiyor. Sonra da bir veri envanterinin olması gerekiyor. Yani nerede bir kuruma bir veri giriyor, veri ürüyor. Bu veri aslına bakarsanız nerede kişisel veri haline geliyor, nerede anonim veri haline geliyor. Bu ayrımlardan sonra da siz biliyorsunuz kişisel verilerin içinde bile özel nitelikli kişisel veriler dediğimiz çok daha korunması gereken paylaşımında kesinlikle kişinin rızasının alınması gereken aydınlatma metnin imzalatılması gereken konular var. Ama verilerde de az önce söylediğim gibi biraz daha anlaşılır olsun belediyecilikten örnek vereyim. Örneğin; ulaşım verileri bizde Ulaşım Daire Başkanlığımızın veri sahipliğinde yönetiliyor. Emlak verileri, Emlak Daire Başkanlığımızın, imar verileri İmar Daire Başkanlığımızın, sosyal hizmetlerdeki veriler Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığımızın sahipliğinde gidiyor. Dolayısıyla bu verilerin tamamını biz bile yönetiyor olsak teknik bir ortam olarak, yani o veri havuzu ve yönetimi teknolojik olarak bizde bile olsa o verinin sahibinin izni olmadan bizim o veri ile ilgili bir analiz yapmamızı inceleme yapmamız ve üzerinde çalışmamız mümkün değil aynı kurumda oluyor olsak bile. Dolayısıyla bu envanter konusu çok çok çok önemli. Yani elinizde bir kataloğunuz olmadan bir veri sözlüğünüz olmadan sizin zaten yola çıkıyor olmanız mümkün değil demeyeyim olabilir ama eksik olur. Bir ayağı kıstık böyle çok sağlam basmayan bir çalışma olur açıkçası.

O. G. Uz: Çok doğru. Dolayısıyla envanterin aslında en başta nasıl oluşturulduğu, bütün birimlerin bu konuyla ilgili katkısını sunması aynı zamanda sizin çok iyi ifade ettiğiniz gibi bir kere başlasanız bile sürdürülebilirlik de çok önemli bir nokta. O zaman demek ki belki de bütün bu envanter havuzundaki verilerin birimlerin birbiriyle irtibatlı durumunun, verilerin konuşabiliyor olmasının da ne kadar önemli olduğu gibi bir kavramla karşı karşıya kalıyoruz.

N.E. Özgüner: Teknoloji yönetimi de aslına bakarsanız tam burada devreye giriyor. Çünkü bilimlerin birbiriyle teknolojik olarak konuşabilirliğini sağlamak, onların birbirlerinin verilerinden faydalanarak çift taraflı yani alıp kullanma çıktı elde ettiği sonucu öbür birimin kullanımına sunma gibi bir ortamı yaratmakla mükellefiyeti var. Dolayısıyla birbirinden ayırmak çok mümkün değil dediğiniz gibi.

O.G. Uz: Peki Erol Bey gerçekten belediyecilik çok geniş kapsamlı bir şey. Vatandaşa, sokaktaki insana çok dokunan bir alan, dokunan bir kamu yönetimi. Dolayısıyla veri kategorileri belirlenirken de herhalde bu platformu oluştururken siz belli kriterlerde hareket etmişsinizdir. Az önce örneğin ulaşım verilerinden hareket ettiniz, aynı zamanda bunun şeffaflığın bir parçası olduğunu da söylediniz. Peki o zaman şöyle bir soru sorabilir miyim? Gerçekten açık veri paylaşımındaki kategoriler nasıl belirlenmeli, nasıl yürütürsek bu işi daha doğru bir şey yapmış oluruz?

N. E. Özgüner: Bizim tabii izlediğimiz metot doğru ve mutlaka bu yol haritası olacak anlamında söylemiyorum ama biz önceki tatbiklere baktık ve kendimiz oradaki deneyimlerden İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi oldukça büyük bir veriyi yöneten kurumun nasıl bir yol izlemesi gerektiğine karar verdik. Öyle olduğunda da aslında karşımıza şunlar geldi; az önce söylediğim gibi verinin yönetilmesi ile ilgili teknolojik süreçleri sağlama tarafı okey ama verinin sahipleri var. Dolayısıyla burada verinin fikri mülkiyet hakları var. Dolayısıyla bu fikri mülkiyet haklarını ihlal etme olasılığı bulunmamalı. Bu kriterlere bakarken mutlaka veri setlerinin içinde bu tarz veriler olup olmadığı incelenmesi gerekiyor. Yine paylaşılan verilerin bir ticari sözleşmeyi ihlal etme olasılığı olmaması gerekiyor. Çünkü az önce söyledik biz KVKK’da bu sınırlar çok net ama bazen bazı veriler ticari sır niteliğinde bir kişisel veri içermese de ticari sır niteliğinde dolayısıyla bunların paylaşılmaması gerekiyor. Buna belki herkes tarafından anlaşılabilir bir örnek olsun diye bizden bir örnek olarak verebilirim. GSM operatörlerinin baz istasyonları var, onlar nereye istasyon kuracaklarıyla ilgili kendi teknik çalışmalarını yaptıktan sonra bizim belediyemize yer seçim belgesi BTK’ya da sertifikası almak için başvuruyorlar. Normalde yer seçim belgesini biz veriyoruz. Aslında bu bilgileri de paylaşabiliriz ama GSM operatörlerinin baz istasyonlarının yerleri bir ticari sır, oradaki kontratlar bir ticari sır dolayısıyla içinde hangi binada, hangi adreste bulunduğu bilgisi bir kişisel veri içermese de bir ticari sır olduğu için bunun paylaşılmaması gerekiyor. Daha iyi anlaşılabilir olması adına böyle bir örnek vereyim istedim.

Finansal değeri bulunan bir veri olmaması da önemli. Çünkü bu veriyi alıp başka bir finansal değere çevirip manipülasyona tabi olabilirsiniz. O zaman kurumun itibariyle ilgili bir sorun yaratabilir. Kişisel veri olmaması gerektiğini zaten söyledik. Hani bu çok başta söylediğimiz bir konu olduğu için mutlaka anonimleştirilmiş, hassas olmayan ve gizlilik içermeyen veriler olması gerekiyor. Yine telif hakkıyla korunan veriler olmaması gerekiyor. Bazı verilerin de patent veya telif hakkıyla korunması gibi bir durumu var. Bir de kullanılabilirlik açısından bazı kriterleri var. Bazı verilere erişirken oraya bir şifre kısıtlama konması, veri bütünlüğünü ve veri erişimini zorlaştırdığı için bu tarz uygulamalar olmaması gerekiyor. Çok çok amiyane tabirle bir web sitesine bir gazete sayfasına girmek istediğinizde, bir e ticaret sitesine girmek istediğinizde nasıl e ticaret firmasının gazetenin ismini yazıp enter’a bastığınız zaman karşınıza bir web sayfası geliyor oradan sonra bütün haberleri okuyabiliyorsanız aslında açık veri platformlarında da tıpkı mantıkla platform yazıldıktan sonra veri setlerine ulaşılabilmeli, içine girilince de o veri setleri açılabilmeli ve kişiler bu veri setleri üzerinde çalışabilir olmalı. Kriterler genel olarak bunlardır diyebilirim.

O. G. Uz: Bundan sonraki sorumu cevaplamış oldunuz ben de tam size aslında bu veri paylaşımındaki kategoriler belirlenirken kriterler ne olmalı diye soracaktım. Tabii birçok kısıt ister istemez hem regülasyon anlamında yani hukuki düzenlemeler anlamında hem de belediyenin yaptığı işler noktasında dikkat edilmesi gereken pek çok kriter ister istemez karşımıza çıkıyor. Peki belirlenen bu veri setleri ile ilgili olarak sizin şu anda baz aldığınız temel kriterleriniz, alanlarınız neler olarak ortaya çıktı. Bunlar hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

N. E. Özgüner: Şöyle yani şöyle söyleyebilirim aslında hani nasıl yayınlıyoruzdan geleyim ona göre gitmek belki fayda var. Bir defa lisanslama mutlaka olması gerekiyor. Bu kendi içinde standartı olduğunu ve hani hangi formatla yayınlıyorsunuz dendiğinde aslında ben bunu lisanslıyorum ve bu lisanslamayı yaparken de bir açık veri platformunun kullanabileceği lisans temeli şudur diyeceğimiz bir referansla durmaya çalışıyoruz. Bunu oldukça önemsiyoruz. Az önce bahsetmiştim ama genellikle cümleler birbirini tamamlar gibi olacak. Bu verileri burada bağlanan kişiler özgürce kullanabilmeli ücretsiz bir şekilde kullanabilmeli, tekrarlı kullanabiliyor olması gerekiyor. Paylaşabilir, bu verileri alıp birileriyle paylaşabilir. Bu verilerin üzerinde çalışıp bir şeyler üretebilir onu da paylaşabilir. Çünkü burada hiçbir şekilde gizlilik yok. Yani tamamen şeffaf ve aslına bakarsanız vatandaşın kullanımına açık bir konudan bahsediyoruz. Bu noktada söyleyebilirim. Biz baktığımız zaman incelediğimiz zaman öğrenci arkadaşlarımız sıklıkla kullanıyor. Akademisyenler sıklıkla kullanıyor. Projelerinde bitirme tezlerinde yüksek lisans ve doktora öğrencileri sıklıkla kullanıyor. Özel sektör tarafında özellikle son zamanların moda deyimi ile start-up dediğimiz henüz başlangıç aşamasındaki firmaların çalışanları sıklıkla kullanıyor. Bunlar çok önemli. Bu açıdan önemsiyoruz. O yüzden çok kolay erişebiliyor olması gerekiyor. Tekrarlı tekrarlı kullanıyor olması gerekiyor. Biz kendi açık veri platformumuza baktığımızda bir kişinin aşağı yukarı 60 kere girdiğini görüyoruz. Yani sürekli bir inceleme yapılmış ve mutlaka ya başka veri setleri aynı veri setleri farklı algoritmaları için çalışılmış. Bunu görüp bu da bizi çok mutlu ediyor açıkçası. Demek ki hani bakayım ne vardı deyip çıkma değil, tekrarlı kullanım var ve buradan faydalanılmış günün sonunda. Bizim kendi veri platformumuzda açık veri platformumuzda talepleriniz, beklentileriniz diye bir bölümümüz de var. Oradan da bu kullanımlar sonrası tetiklendiğini görüyoruz şu olsa daha iyi olur gibi.

Bu başlangıç aşamasındaki şirketlerin şöyle bir zorluğu var; ürünlerini denemek istediklerinde gerçek ortamlarda bir yazılımı var. Genellikle bu kamu veya özel sektör oldu oraya gittiklerinde de sektörde POC olarak isimlendiriliyor proof of consept yani sen bir rüştünü ispat eder misin denilen genellikle ücretsiz geçilen bir zaman dilimi var. Dolayısıyla bu ücretsiz zaman dilimi aslına bakarsanız bu zaten şirketleşmeye çalışan yeni organizasyonlar için hem zaman hem insan kaynağı açısından bir maliyeti var. Aslında kendi ürünlerini anlatabilmek için geçirdikleri zamanların zaten finansal olarak bir uçağın kalkışı gibi olan bir şirket. Oldukça ona büyük bir maliyet yüklediğini görüyoruz. Buradan aslında elimine edebiliyoruz onları. Onlar kendi ürünlerini bizim yayınladığımız belediyenin gerçek verileri ile deneyimleme şansı buldukları için aslında ulaşımla ilgili bir ürün geliştiriyorsa ulaşım setleriyle çalışıp şöyleydi eksik kaldı tam istediğimiz gibi oldu, burada şöyle bir veri var bunu kullanıp zenginleştirebiliriz dediği bir noktaya doğru götürüyor. Dolayısıyla o zaman ve insan maliyetini oldukça küçültecek noktaya kadar götürüyoruz. Bu bizim için o anlamda anlamlı geliyor yine. Aslına bakarsanız hani bu nasıl yayınlanmalı diye düşündüğümüz zaman farklı veri setlerini bir araya getirebilecek bir ortam olması gerekiyor. Biz az önce dediğim gibi çok sayıda veri setimiz var. Dolayısıyla bilgileri birden fazla kez girdiği için birçok veri setini aynı anda kullanabiliyor. Aynı şey için kullanabiliyor ve yine az önce söylediğim gibi zaten anonim veriler olduğu için biz böyle bir kısıtlama erişimde kullanıcı adı vesaire tanımlı gibi bir şey koyduğumuz zaman da bu aslına bakarsanız şöyle anlatabilirim bir alışveriş merkezine giriyorsunuz, alışveriş merkezinin yemek bölümüne çıkarken mutlaka aşağıda bir alışveriş yapmış olmalısınız gibi sizden bir şey talep ediliyor. Bir alışveriş fişi talep ediliyor. Aslında siz sadece yemek yemeye gidiyorsunuz, bir de alışveriş yapma gibi zorunluluk oluyor. Bu biraz antipatik duruyor. Dolayısıyla ben buraya bir daha gelmek istemiyorum gibi bir düşünceye gidebiliyorsunuz, öyle olmaması daha çok erişilebilir ve aslına bakarsanız daha ciddi bir ekosistemimiz oluşabilir anlamına geliyor. Biraz örneklerle açıklamaya çalıştım ama kullanımda yaşadığımız deneyimleri de bizi dinleyenler izleyenler mutlaka fark etsinler ve onların da belki hem bizim açık veri platformumuza hem diğer açık veri platformlarını bu anlamda eriştiklerinde dikkat edebilecekleri olsun diye örneklerle açıklamaya çalıştım.

O. G. Uz: Teşekkürler. Zaten platformunda aynı zamanda isteklerle ilgili görüntüleme yapılabilmesi mümkün. Böylelikle akademisyenler, öğrenciler, araştırmacılar hangi amaçlarla talep etmişler onları oradan takip ediyorsunuzdur. Muhtemelen bu aynı zamanda platformun kendi içindeki dinamiği korumak, belki hangi veri kategorilerle ilgili çalışma yapmak konusunda size fikir veriyordur diye düşünüyorum.

N. E. Özgüner: Çok doğru, çok doğru çünkü bizim zaten kendi veri setleri ile ilgili kategorilerimiz belli. Yani işte mobilite, ulaşım, çevre, enerji vesaire ama bazen çok düşünmediğimiz veri setleri geliyor. Biz aslına bakarsanız hazır olduğumuz bütün platformun içine koyuyoruz. Ama böyle henüz orada hazır olmadığını düşündüğümüz bir talep geliyorsa da mutlaka ilgili veri sahibine gidip şimdi biraz yine belki amiyane örnek olabilir ama Mezarlıklar Daire Başkanlığı ile ilgili mezar yerleri ile ilgili bir şey geliyor. O zaman dönüp onlarla bu veri setlerini hazırlayalım diyoruz veya işte depremde toplanma alanları gibi aslına bakarsanız çok gerekli olan çünkü genellikle insanlar -böyle bir servisimiz de var. onun için söylüyorum- hani acil bir durum olduğunda nereye gidelim ve nasıl giderim, en kısa mesafedeki böyle bir toplanma alanı nerededir gibi. Çünkü bunu her gün herkesin bilme şansı yok. Bir de herkes bir acil durum olduğunda evinde değil yani evine en yakın yeri bilebilir ama gün içi bütün insanlarımızın bir sirkülasyonu var ve denk geldiği anda en yakın yer neresini bilmiyor olabilir. Dolayısıyla nispeten sağlıklı bir yönlendirme yapmak üzere çalışıyorsunuz Tam da sizin sorunuzun cevabı evet onlar bizi yeni kategorilere doğru itiyorlar ve biz de kategorilerimizi zenginleştiriyoruz.

O. G. Uz: Harika, süreyi yetiştirmek ve bir taraftan da sorularımı yöneltmek için hızlıca iki sorumu birleştirerek soracağım. Hakikaten bu zor bir şey yani kamuda bu işi yürütebilmek çok zor bir şey. Eminim siz de belli güçlüklerle, sizi uğraştıran konularla karşılaşmışsınızdır. Bir sorum, karşılaştığınız büyük güçlükler nelerdi? İkinci sorum da birleştirerek soruyorum. Bu güncelleme için sürekli bu dinamizmin akışını sağlanabilmesi için özelde neler yapıyorsunuz? Bu iki sorumun cevabını merak ediyorum.

N.E. Özgüner: Bizim en büyük zorluğumuz önümüzde bir örnek yoktu. Yani en azından ülkemizde bir örnek yoktu. Biz çünkü Türkiye’de bu anlamda ilk Türkiye veya benzer istatistik yayınlayan kuruluşları saymazsak ama onlar genellikle zaten asli görevleri bu hani bir açık veri platformu gibi değil, onların sadece bir veri demografik olarak veya istatiksel olarak sunuyorlar ve dolayısıyla bizim en büyük zorluğumuz buydu. Onun için Londra’yı inceledik, New York’u inceledik. Dünyadaki diğer örnekleri inceledik ve onlardan İstanbul büyüklüğüne yakın şehirlerden örnek alıp yürümeye çalıştık. Bu bizim için işin yönetilmesi gerekli bir kısmıydı. Biz biraz daha yaygınlaşabilmek için mutlaka bu hackathonlar, kamusal duyurular, ekosistemimizdeki fiziksel ve teknolojik ortamlarımızı kullanıyoruz.

İkinci sorunuz da burada güncelliği korumakla ilgili neler yapıyorsunuzdu. Orada çok temelde şunu söyleyebilirim. Açık veri platformları iki tür veri oluyor. Bir tanesi gerçek zamanlı veriler, zaten sürekli güncel veriler çünkü o verileri direkt kaynağından alıp yayınlıyoruz. İkincisi n-1 bir veya daha eski dediğimiz yani en az bir gün eski veriler. Burada da iki tür zorlukla karşılaşıyoruz. Verileri kaynağından teknolojik olarak web serviceler veya apiler dediğimiz elektronik olarak alabildiğimiz kaynaklar var, alamadıklarımız var. Yani manuel bazı veriler var. Bu teknolojik olarak alabildiğimiz verilerde sorun yok. Bir gün sonra veri kaynakları otomatik olarak güncellendiğinde biz de güncel olarak alıp koyuyoruz veri platformumuza ama manuellerde biraz zorlanıyoruz. Çünkü orada bir insan gücü ve insana bağlı bir otomasyon gerekiyor ama genellikle biz mümkün olduğunca güncelliğini korumaya çalıştığımız için buradaki arkadaşlarımız da her ilgili veri sorumlusu seti sorumlusunu mutlaka bu konuya asker olarak atadığımız için onlardan talep ediyoruz ve kendi içimizde zamanlamalarımız var. Bugün şu saate kadar mutlaka güncellenmeli diyoruz. Bu biraz sistemi kurma işi organizasyon işi aslında bakarsanız.

O. G. Uz: İlk başta belki biraz sancılı olabilir ama en azından söylediğiniz gibi düzen sonra en azından sürdürülebilirlik noktasında ciddi bir mesafe kat edilmiş olacak. Peki sorularımın sonuna geldim o zaman şunu sorabilir miyim size Erol Bey, özellikle bu açtığınız veriler noktasında kentin paydaşlarının kullanması ölçüde bahsettiğiniz özellikle startuplara destekten de bahsettiniz ama katma değer yaratması noktasında bu portalın neler yapıyorsunuz? Bunlarla toparlayabiliriz.

N. E. Özgüner: Hem sosyal medya imkanlarını kullanıyoruz orada hem de biliyorsunuz özellikle Covid döneminde bu tarz online bağlantılar, eğitimler, toplantılar çok yaygınlaşmaya başladı hatta ciddi tercih edilir oldu. Dolayısıyla bu tarz online platformlardaki hackathonlar, online eğitim kanalları, sosyal medya kanalları, fiziksel teknoloji merkezlerimiz, üniversitelerin öğrenci kulüpleriyle, STK’larla işbirliklerimizi duyurmaya ve genişletmeye çalışıyoruz. Bir yerden sonra da kartopu etkisi yaratıyor ve artık zaten bilinir hale geldiği için aslında oraya doğru biz yaklaştığımızı düşünüyoruz. Artık ciddi biliniyor İstanbul Açık Veri Platformu. Bugüne kadar hep az önce söylediğim mecraları kullanarak ilerledik.

O. G. Uz: Harika, peki bu kartopu etkisinin muhtemelen istatistiklere yansımış hali de vardır. Onu paylaşır mısınız acaba bizimle ne gibi verilere sahipsiniz?

N. E. Özgüner: Evet şöyle biz 18 Ocak 2021′de başladık hayatımıza. İBB Açık Veri Platformu olarak. Bugün istedim arkadaşlarımdan 274 data setimiz var şu anda, 90 ile başlamıştık üç katına çıktı. 46,5 milyon kez ziyaret edilmiş bir platformdan bahsediyoruz. Günlük de 51 bin kullanıcısı var, rakamlar oldukça yüksek gerçekten böyle bir platform için. Az önce de söyledim bunu bir kez daha söylememde fayda var. Ortalama 59 kez ziyaret ediliyor yani aynı kişi tarafından veya aynı ip diyelim şimdi kişi tabi artık öyle olmuyor. Aynı ip’den 59 kere girildiğini görüyoruz. Bu bizi çok mutlu ediyor. Normalde bir merak ettim çıktımdan daha çok sürekli bir kullanım olduğunu gösteriyor. O anlamda da çok mutluyuz.

O. G. Uz: Gerçekten verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Çok başarılı bir çalışmaya imza atıyorsunuz. Devamının geleceğini umut ediyoruz. Eklemek istediğiniz herhangi bir husus var mıdır efendim?

N. E. Özgüner: Çok teşekkür ediyorum güzel bir zaman dilimi oldu. Ben de dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım yaptığımız işi ama sadece şunu son olarak söylemek isterim, çok önemli kamunun verilerini paylaşıyor olması. Dünya özellikle Covid ile birlikte inanılmaz bir teknolojik değişim yaşamaya başladı. Çok hızlandı bu süreç ve bu noktadan sonra bilgiye erişim çok çok kıymetli ve doğru bilgi ile çalışıyor olmak da doğru ürün, doğru servis ve doğru hizmetlerin geliştirilmesi adına çok kıymetli. Bu ne kadar zenginleşirse bu sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapacağı ve orayla sınırlı kalmaması gereken bir konu. Bunun yaygınlaşması çok önemli. Belki bir gün bu farklı farklı platformlar birleşip tek başına çok daha büyük bir platformu oluşturabilir. Bir müjde ile bitireyim o zaman bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesinin liderliğini ettiği Balkan Şehirleri D40 oluşumumuz var. Ekim ayı sonu Kasım başında da 40 Balkan şehrinin açık veri platformunu İstanbul Büyükşehir liderliğinde tekrar bütün dünyaya duyuruyor olacağız. Bu müjde ile kapatmak istiyorum.

O.G. Uz: Bu müjdeyi bizim kürsümüzde paylaştığınız için ben size bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum efendim, sağ olun.

N.E. Özgüner: Çok teşekkürler.

 

Paylaşın