[Açık Kürsü] 20. Bölüm: Veri Bağımlılığı – Ömer Wilson

“Mümkün olduğu kadar açık, gerektiği kadar kapalı” mottosuyla açık bilim, açık erişim, açık devlet, açık veri, açık teknoloji gibi kavramları uzmanlarıyla konuşacağımız Sertel Şıracı ile [Açık Kürsü] program serimizin yirminci bölümünde Anatolia.Asia Danışmanlık Grubu Kurucusu ve Digital Realty, Asya Pasifik, Pazarlama & Strateji Başkanı Ömer Wilson ile

– Veri Bağımlılığı Nedir?

– İnsanoğlu, Veriye Muhtaç Yaşam ve İş Modelleri mi Oluşturdu?

– Bu Muhtaçlığa Rağmen Veri, Neden Açık Değil?

– Veri Tekelleşmesinin Sonuçları Ne Oluyor?

– Veri Koruma Yasalarının Ekosisteme Etkisi Nedir?

– Türkiye’nin Ekosistemdeki Yeri Nasıl?

Başlıklarını konuştuk.

Yeni bölümlerimizi kaçırmamak için Youtube abonemiz olabilir, podcast kanallarımızdan (SpotifyApple PodcastGoogle PodcastDeezerSoundCloud vb.) takip edebilirsiniz. Programın deşifresini videonun altında bulabilirsiniz.

—-

Sertel Şıracı: Herkese merhaba, Açık Veri ve Teknoloji Derneği Açık Kürsü programına hoş geldiniz! Bildiğiniz gibi bu programlarımızda elimizden geldikçe açık verinin teknolojiyle olan ilişkisini değerli konuklarımız ile ele alıyoruz ve dijital bir külliyat oluşturmaya çalışıyoruz. Bugün de konuğumuz Sayın Ömer Wilson. Kendisi ile biraz da işin analitik kısmını konuşacağız. Aslında veri bağımlılığı konuşacağız. Hoş geldiniz!

Ömer Wilson: Hoş bulduk Sertel Bey, nasılsınız?

S. Şıracı: Teşekkür ederiz kırmayıp geldiğiniz için çok mutluyuz ve ben ilk sorumla başlayayım. Veri bağımlılığı nedir diyerek konumuza başlayabiliriz.

Ö. Wilson: Tabii en basite indirmek gerekirse herkesin de yani çok uzak olmayacağı şekilde anlatalım. Kişisel bazda düşünecek olursak günden güne yaşantımızı sürekli veri veriyoruz diyelim dünyaya. Yani sosyal medyada olsun, online alışveriş olsun özellikle bu son iki seneye yaklaşan pandemi sürecinde artan bir veri trafiği bombardımanı diyebiliriz. Bu veri kişisel bazda çıkıyor aynı şekilde tabii dünyanın artık veri ev sahipleri dediğimiz kurumsal sektörde inanılmaz artıyor. Yani bu verimiz bizden çıkıyor ya da bizden başlıyor olabilir ve aslında biz onlara da değinebiliriz. Yani biz aslında sahibiyiz tabii ki ülkelerdeki kişiler ama bunun asıl sahibi kim derseniz, kurumsal ve büyük şirketler. Özellikle de dünyanın işte teknoloji devleri bu bağımlılığa nasıl geliyor? Kurumsal kararlar yapay zekaya giden yolda analitik devreye girdiği zaman artık kurumsal rekabet ve ülkeler arası rekabet tamamen bir bağımlılığa geliyor. Çünkü veri odaklı karar veriyor, tabii insanlar, büyük şirketler ve ülkeler. Bu da büyük bir bağımlılık geliyor ona göre de yeni teknolojiler ve yeni işte Yapay Zeka’nın alt yapı ve çoğalmasına giden yoldayız şu an.

S. Şıracı: Tabii bu veriye muhtaçlığımız oldukça üst seviyede ve gittikçe de artıyor sizin de bahsettiğiniz gibi. Burada hani bu veriye muhtaç bir yaşamımız var ve bu iş modellerini ve yeni iş modelleri oluşturdu. Buradaki yeni iş modellerini biraz daha derinlemesine dinleyebilir miyiz?

Ö. Wilson: Tabii yeni iş modelleri dediğimiz yani bizim de benim de uzun yıllar çalıştığım veri merkezi sektöründen bakarsak işte bu büyük veri merkezleri, sosyal medya devleri, finans, teknoloji şirketleri. Biz ne görüyorduk veri merkezlerinde genelde veri depolama modundaydı şirketler ve sistemler. Bu artık depolamadan analitiğe geçiyor teknoloji bazda. Bu yeni iş modelleri de oradan bağlatacağım, artık veri depolamadan veri nasıl maden gibi işleyip kullanabiliriz. Bu dediğimiz geniş modelleri de tam da bu inanılmaz bir veri yükü üzerinde oturuyor, bunun da farkındalar artık ama çok şirkete giderseniz şu an bu veriyi iyi kullanıyorlar mı dersiniz? Hayır. Yani yüzde 80’e ben iddia ederim bu veriyi çok güzel bir şekilde tutmayı öğrendiler. Tabii artık değerini de biliyorlar.

Bu iş modelleri dediğimiz bu veriyle ne yapacağız şimdi? İşte burada iş artık sektörler ve yeni iş modellerine geliyor. Çünkü rekabet fazla işte. Hem şu an öğrenmek ve geriye bakmak işte kurumsal e-ticaret diyelim bir alışveriş alışkanlığı müşterilerinizi bakıp ama daha da önemli iş modelleri dediğimiz bu her sektöre dokunacak bu verilerin üstüne bakıp özellikle yapay zekanın daha süper bilgisayarlara getirecek güç de ileri bakmak. Bu işte yeni iş modelleri. Bu veriyi kullanarak ek bilgileri görmek tarzında diyebiliriz. Her sektörde bunu basacak ama özellikle finans sektöründe tabi kur çok bugün tabi konuşuluyor. Kur bazda her sektörde veriye de geçmişi bakarak ve elinizdeki veriyi kullanarak yeni iş modelleri de ileriye karar verip ona göre inanılmaz bir rekabet gücünü elde etmek olarak görebiliriz.

S. Şıracı: Tabii konu buraya kadar geldikten sonra bu veri ihtiyacımızla ilgili bir çözüm olarak da aslında açık veri var ki aslında bizim üzerinde çalıştığımız ve derneğimizin de konularından bir tanesi ve ısrarla bununla ilgili farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Tabii çok daha her şey yolun başında. Belki birileri bunun ekonomik taraflarını gördükçe daha konuya yakın olabilir diye düşünüyoruz. Bu noktada sizce bu madem o kadar muhtacız bu veri neden açık değil?

Ö. Wilson: Tabii ki güzel, çok önemli bir soru ve dediğiniz gibi hani sizin derneğin de önemini vurgulayan bir konu aslında. Bugüne kadar neden açık bir paylaşım olmadı veri bakımından; Birinci konu bence güvenlik ve güvenlik bazlı tedirginlik. Bu tabii ülkeler arası şirketler, arsa, siber saldırıları her gün yani neredeyse yenisini duyuyoruz. Bu tabii tedirginlik yaratıyor. O yüzden verileri açık bir şekilde hiçbir kurum, hiçbir ülke, hiçbir kişi paylaşmak istemiyor. Ülkelere baktığınız zaman tabii kurumlar arasında böyle bir sıkıntı var. Veri tutma saptama ve güvenli bir şekilde tutma.

İkinci önce açık paylaşım olmaması nedeni biraz da başta anlattığımız gibi. Verinin depolamadan analitiğe geçme döneminde olduğumuz için hala. Yani şirketler aslında şu an şirket ve kurumlar veriyi depoluyorlar ama aslında paylaşacak verileri pek iyi bir şekilde organize edilmiş mi, edilmemiş mi onun sorusunu sormak lazım. O da biraz var işin içinde. Artık o dönemde hızlı ilerliyoruz şu an hani yapay zeka ile beraber bu verinin öyle maden gibi işlenmesine geldiğimiz zaman bu açık paylaşımın hızlanması gerekecek. Çok verdiğimiz örnek çünkü dünyada işte en çok sağlık verinin olduğu yer diye adlandırılıyor. İngiltere NHS sağlık sisteminde kişisel bazdaki sağlık verileri ki finansla beraber en tedirgin olacağımız veri diyebiliriz. Onu işte anonim hale getirip büyük farmasötik ve büyük sağlık şirketlerini bile bugün geldiğimiz işte sağlıkta tıptaki ilerleme sağlama şekilleri olmuştur. Hani açık verinin faydasını oradan görebiliriz ama onu tabii çok büyük bir orada bile parlamentoda halk arasında bayağı sorular oldu. Hani bizim sağlık verilerimiz satılıyor, çalınıyor, nasıl bir tehlike var diye konuşuldu ama evrelerden atlatıldıktan sonra tabii İngiltere’nin sağlık devleri büyük bir fayda gördü ama o tedirginlikle başladı iş.

S. Şıracı: Evet aslında bir önceki soruları biraz konuştuk. Yani bu veri tek tekelleşmesi üzerinde de biraz durduk. Bu verinin belirli gruplarda sadece ülkelerden bahsetmeyebiliriz, şirketlerden de bahsedebiliriz burada. Gerek işte şirketler gerekse ülkeler ki kimin daha güçlü olduğu yavaş yavaş tartışmaya açılıyor yakın gelecekte o da ayrı bir konu. Ama neticede görüyoruz ki gerek ülkeler gerek şirketler, şimdi ülkeler biraz şirketleri diğer ülkelere ayar vermek için kullanıyorlar. Ayrı bir konu birbirlerini için rekabette ama yine de burada veri tekelleşmesini görüyoruz. Veri tekelleşmesinin yaratacağı sorunlar neler?

Ö. Wilson: Tabii, çok çok büyük bir konu. Yine çok önemli bir soru aynı dediğiniz gibi hani bu dünya tarihinde de olmuştur yani biraz yeni geliyor insanlara bu konu ama yani 1800’lere dönerseniz şirketlerin devletler üzerinde olduğu dönemler olmuştur. Yani gene İngiltere’ye bağlarsam Doğu Hindistan şirketi çoğu şekli bugünkü şirketle devletten büyük bir ticaret hacmine sahip bir şirketti Tabii arkasında hükümetin genişletmesiyle Hindistan bölgesine ticaret bakımından baktı. Bugün ama pek dünya tarihinde rastlamayacağımız şekilde beş diyebilirsiniz, altı diyenler var şimdi Çinliler ‘in katılımıyla. 3 -4 Amerikan şirketi 2- 3 Çinli şirketin elinde diyebiliriz. Bunlar isimleri de büyük bir sürpriz olmaz insanlara. İşte sosyal medya şirketleri, teknoloji şirketleri ve Çin’den çıkan şimdi e ticaret ve tekrar işte telefon ticareti, internet devleri.
Bunların tekelleşmesinin nedenleri nelerdir? Birincisi kullanım araçları ile kaç milyon kişinin verisinin olduğu kimisinin erişemeyeceği şekilde. Amerika dünya ile yapıyor bunu ilginç bir şekile. Çin kendi bazlı yaptı şimdiye kadar. Yani dünyaya ihtiyaç görmeden kendi nüfusu ve Çin’in özelliklerinden dolayı kendi verisiyle o tekelleşmeyi yapabildi. Şimdi onlar da artık dünyaya açılıyor ve bu tekelleşme bayağı bir bugün hiç tartışmaya açık olmayacak şekilde sizin de dediğiniz gibi devletlerle yarışacak şekildeki büyüklükte para bazlı diyebiliriz, erişebileceği kitle diyebiliriz yeni projeler üzerinden de diyebiliriz. Işte yine yapay zekaya doğru giderken yeni projeler üzerindeki güçleri de konuşabiliriz.

Bu tekelleşmenin sonunda tehlikeler var. Bir veri bazlı ülkeler kararlar vereceğine bu şirketler kararlar daha kolay verebiliyorlar. Yani stratejik bakımından o kadar veriye sahip siz işte yine derneğinizi geçip hani kendi ülkenizde açık bir şekilde kurumsal arasında verileri bak paylaşıp karar veremediğiniz zaman dünya bazlı bunlar bir tek ülkede değil, bütün dünya ülkelerdeki kişilerin verilerine bakıp karar ve strateji kurabiliyorlar. Yani bu çok büyük bir güç ve bu işte tedirgin edior insanları. Bir de tabii bu verinin tekelleşmesinin diğer sorunu sosyal medyadan gördüğümüz bu şekilde veya kullanım bakımından araçların tekelleşmesi. Yani bu araçların gücünden susturma gücünü kadar hani dünya çıkıp aslında susturmak veya haber yayma bakımından doğru ve yalan haber savaşına gelebiliriz. O tekelleşmeye kadar dokunuyor. Çünkü bu veri dediğimiz bugün güç demektir. O birinci bazlı bildiğimiz kadar ikinci bazda yapay zekanın da itici gücü olduğu için herkes verinin peşinde şu an. Çünkü yapay zeka ve ona bağlı açık veriden süper bilgisayarları artık şirket ülkeler arasında ve askeri anlamında birbirini kat kat fark atıp atabileceğiniz döneme geliyoruz. Bu veri kimin elinde ise gücü de biraz onun elinde olacak.

S. Şıracı: Evet, yani gittikçe gelecek şekilleniyor diyebiliriz. Burada da biraz mücadelelerde var yani bu tabii ki az önce veri neden açık değil mahremiyet kaygıları var vs. Hani zaten ilk karşımıza çıkan konulardan birisi ki enteresan bir şekilde Avrupa Birliği burada işte başı çekiyor. Tabii biz de Avrupa Birliği’ni takip eden bir ülke olduğumuz için bizim de böyle kanunlarımız var mahremiyetin sağlanması yönünde ya da yurtdışına gitmesi bu veriler diye. Fakat az önce saydığınız ülke ve şirketlerin hiçbiri Avrupa Birliği’nde yok. Ne Amerika ne Çin vesaireden bahsediyoruz. Bu da muhtemelen gelecekteki her şekillenmeyi bize biraz gösterir kim daha güçlü olacak noktasında. Ama yine de e işte az önce bahsettiğimiz bazı kanunlar çıkıyor burada sizin düşüncenize göre yani iş biraz da dediğim gibi kendi alanımıza geri geliyor. Ama mahremiyet sağlamak için çıkartılan düzenlemeler bizim bu veri ilgili ekosistemi nasıl etkiliyor? Yapılan işler doğru mu yoksa aslında başka yöntemleri var mı?

Ö. Wilson: Bence düşünce doğru. Avrupa Birliği’nde hani ne kadar sorun olsa da ki birçok soruna kendi içinde belli konularda yaklaşımlar doğru. Bu veri bakımından da biraz öncü oldu işte Google’a vesaire unutulma hakkı konusunda öncü oldu. Sonra Amerika’nın ilginç bir şekilde kendisinin de yapamadığı bu teknoloji devasa taleplerine karşı biraz uçtan da olsa burada savaş açma denemesi Google verdiği cezalar bir şeyler vermişlerdi. Dediğim gibi başta bunların kar ve şuan üzerinde tuttukları nakit bakarsak hiçbir etki yapmaz bu şirketleri ama gene ürkütür yani biraz kontrol şekilde ürkütür. O bazda o kararları ben iyi buluyorum çünkü artık yani bir yerden bir ses gelmesi gerekiyordu bence. Daha da gelmesi gerekecek umarım ki ucunu kaçırmamışsınızdır dünyada bu konuda ama öbür r şekilde sizin dediğinize katılıyorum. Bazen kısıtlamalar ileri giderse hareket alanına da indirebilir ülkeleri. Türkiye’nin de o şansı var. Ben Avrupa Birliği’ne giden yolda ki uzun yıllar böyle Avrupa Birliğine girmek için olan düzgün ve önemli yasaları muhakkak Türkiye zaten kaç yıldır böyle yapıyor ne kadar girmek girmemek konusu siyasetleşse de sonuçta o yasalar Türkiye yapması iyi bir şey de çeşitli yerlerde bu konularda. Veri bazlı bence daha bir seçkin de olabilir Türkiye. Bundan ne demek istiyorum? Hani kişisel bazlı koruma tamam yani kişisel bazda ülkenin verisini muhakkak koruma ve Çin vesaire başka ülkelerin gelip Türkiye veri madeni gibi kullanmasını tamamen üstünü kapatmaya ve kontrol etmesi tamam onda varım. Ama sizin de değindiğiniz gibi bunu Türkiye’ye fırsat çevirme yönlerini de kapatmamak lazım. Bundan ne demek istiyoruz ? 80 milyon artı nüfus, genç nüfus bölgesel olarak çok enteresan bir konumda olan gençlik. Hani hem Orta Doğu hem Batı o bazda yapacakları veri çeşitliliği de çok farklı. Bu hep Türkiye için bir artı. Bunlara ne yapmak lazım? İşte Avrupa Birliği’nden koruma fazla dediğimiz iyi yasalar tamam, onlar takip etmek iyi ama hepsini almak zorunda da değil Türkiye sizin dediğiniz gibi. Avrupa Birliğine bağlı bir ülke değil. Sonuçta onun üzerine daha da başta dediğim NHS örneğinde verdiğim gibi artık teknoloji çok ilerledi bu veriyi kullanarak ama düzgün şekilde kullanmış siteleri yöntemleri çok ilerledi. Hani açık veri paylaşımı veri dediğimiz zaman bunu artık kişiye bağlı araştırmadan ve ülke konu konu olarak bir maden şeklinde döndürme imkanları mevcut ve bunu ilk etapta ülke içinde yapmak lazım. Yani oraya dönüyoruz biraz ülkenin başka kurumları bunu yapıyor. Bugün ben tartışırım yani bence başka kurumları şu an Türkiye’nin verisini paylaşıyor mu ve üzerinde çalışıyor mu bilmiyorum ondan emin değilim. Bu verileri Türkiye’deki özel sektörle paylaşıyor mu doğru şekilde bilmiyorum. Yani daha yurt dışına çıkmadan o ilk aşamasını düzgün şekilde yapıp yurtdışına dediğim gibi bu madeni kaybetmemek lazım. Ama işte bu belki de Avrupa Birliğinden alacağımız işte kişisel koruma iyi yönleri alıp dünyayı daha bir farklı konuda bakabilir Türkiye.

S. Şıracı: Evet çok teşekkürler. Tabii konu Türkiye’den açılmışken ve siz de böyle uluslararası bu veri ekosistemi ilgilenen birini yakalamışken bir soru sormak istiyorum. Türkiye’deki veri ekosistemini daha ileri götürmek için aklınıza gelen konular nedir, hem neredeyiz işin ticaret ve şirketleri açısından ve daha başka neler yapmalıyız? Birkaç cümle ile son olarak onu alabilsek sizden çok memnun oluruz.

Ö. Wilson: Tabii bence çok çok yol kat edildi. dijital dönüşüm ofisi kuran ilk ülkelerden biriydi mesela. Hani bu kurum isim olarak kalıyor diyor bazıları hali bu yapıyoruz da ama yani bu yapılmış çok büyük bir adım. Yapay zeka uluslararası anlama programı lanse edildi birkaç ay önce. Yani bunlar hep devlet bazda nereye baktığımızın göstergesidir. Küçük bence hepsi önemlidir ama dediğim gibi biraz alt kısmına geçersek örnek vereyim; e- Devlet. Ben Türkiye’ye gidip gelince arasında Singapur’dan. Singapur’daki sistemleri de görüyorum tabii buradaki sistemleri görüyorum. Devletin hiçbir alt kalacak bir bölümü yok. Yani bunu açık açık insanlara orada yaşamış biri olarak diyebilirim ama nerede bence eksik şu an yüzeysel dijital dönüşüm yapıyor olabiliriz. Yani yüzeysel de aşağılamak anlamında hayatta demek istemiyorum ya çok önemli çünkü semtteki kişinin hayatını etkileyen değişimler. Nerede ülke fark edecekleri veri kurum veri paylaşımını yapıyor muyuz şu an. Yani kurumlar ve askeriyede bence bunu yapıyoruz. Bana öyle geliyor. Askeriyede bunu görebiliyoruz. Paylaşım sağlanmış olabilir ama başka sektörlerden olan ne demek istiyorum. Devletin devlet olarak işte bu İngiltere bunu sağlıkla yaptı. Üzerinde durduğu veri artık çok büyük bir potansiyel sahip. Yani bir şirket olarak bakabilirsiniz. Yani Singapur’un özellikleri oraya döndüreyim biraz Singapur niye işliyor bu şekilde? Çünkü artık hükümet gibi değil de şirket gibi işliyor gibi kurumları ve ticari gibi işliyor. O iyi de kötü de diyebilirsiniz. Çünkü devlet devlete tamam ama bu büyük şirketler rekabet için biraz şirket gibi düşünmek lazım. Ama devlet olmak lazım de diyebiliriz bu işte. Bu dijital dönüşümü de geriye kurumlar ve sektör arası biraz daha derin eğilmesi gerekiyor. Türkiye bu olacak bence. Bu yapay zekada verisiz hiçbir şey yapamazsınız. Kendi verilerinizi özellikle çok çok önemli. Bence orada biraz daha Türkiye önümüzdeki yıllarda odaklanıp bu hani bu yeni yüzyılın savaşı zaten bu veri platformunun ve veriyi kullananların arasında olacağız zaten belli.

S. Şıracı: Evet, çok teşekkürler son değerlendirmemiz için de. Evet değerli izleyenlerimiz Açık Veri ve Teknoloji Derneği’nin Açık Kürsü programında bugün Sayın Ömer Wilson’ı davet ettik ve veri bağımlılığı konuştuk. Biraz veri ekosistemi üzerine değerlendirmeler aldık. Bütün dinleyenlere çok teşekkür ediyoruz. Evet çok teşekkürler Ömer Bey katıldığınız için ve verdiğiniz değerli bilgiler için.

Ö. Wilson: Çok teşekkürler Sertel Bey, görüşmek üzere. İyi günler.

Paylaşın